“Salihlerin tembelliği, fasıkların cesaretini artırır.”

Dünya üzerinde dini yaşamına bakmaksızın, alanına dokunmaksızın çalışan her insana Rabbim karşılığını vermiş ve zirveye ulaştırmıştır.

Kimisi haram işlerde,
Kimisi teknolojide, iletişimde,
Kimisi ilimde, fende matematikte, astronomide,
Kimisi sanatta, edebiyatta,
Kimisi iletişimde,
Kimisi ticarette…

Herkes dünya ölçeğinde çalıştığının karşılığını iyi veya kötü olarak alıyor.

Biz Müslümanlar içinde aynı durum geçerliyken malesef üzerimize düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getiremedik.
Dünya görüşümüzü, siyasetimizi, ticaretimizi, teknolojimizi, ilmi seviyemizi, iletişim becerilerimizi, sanat, estetik ve edebiyatımızı zirveye taşıyamadık.
Şikâyet ettik durduk, birilerini suçladık, engellendiğimizi ifade edip kabuğumuza çekildik. Pes ettik, yıldık, dağıldık, feraset ve basiretimizi kaybetme noktasına geldik. Kıskandık birbirimizi, tahammül duygumuzu yitirdik.
Makamların, malların, hırsların esiri olduk. Günlük yaşantılara, anlık modalara, gelgeç heveslere, sloganik söylemlere kapıldık hayatı değerli kılamadık.

Şuan bulunduğumuz yer neresi ise gelin hayat filmimizi yeniden kurgulayalım. Senaryomuzu Kuran ve sünnet çerçevesinde 1400 yıllık birikimimizle yeniden yazalım. Yönetmen koltuğuna oturup kendi filmimizi yeniden senaryomuza göre çekelim ve ibret aynasında kendimizi yeniden seyredelim.

Göreceğiz ki haz ve hız dünyasında kendi senaryomuz, kendi filmimiz ve kendi baş rolümüzde neler bizi yönetiyor.
Muhasebe yapmanın en güzel yolu belki de böyle anlaşılabilir.

Müslümanlar olarak ortak aklın senaryosunu yazmak ve kendi filmimizi oluşturmak bu anlamda bizi en iyiye ulaştıracaktır.

Written by İdris YAVUZYİĞİT

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.