Cami ve Kitap

Cami ve Kitap Temalı Camiler ve Din Görevlileri Haftası 1
Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından 1986 yılından itibaren 01-07 Ekim tarihleri arası “Camiler Haftası” olarak kutlanmaya başlanmıştır. 2003 yılından itibaren haftanın ismi “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak Camilerde Kütüphane Oluşturulması, Kitap Dağıtımı, Konferans Ve Paneller, Toplumun Dezavantajlı Kesimlerine Yönelik Etkinlikler, Cami Onarım Ve Temizliği, Organ Ve Kan Bağışı Kampanyaları, Ödüllü Şiir Ve Kompozisyon Yarışmaları, Radyo Ve TV Programları, Spor Aktiviteleri vb farklı faaliyetlerle ihya edilmektedir.
2011 yılından itibaren Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle toplumun ihtiyacı olan bir konu belirlenmeye başlanmış, belirlenen bu tema ekseninde hafta boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiştir.
2011 yılında “Cami ve Çocuk”, 2012 yılında “Cami ve Engelli”, 2013 yılında “Cami- Kadın ve Aile” 2014 yılında “Cami ve Gençlik” 2015 yılında “Cami ve Namazla Arınma” 2016 yılında “Cami ve Kitap” ana temaları belirlenmiş ve farklı etkinliklerle ülkemizde ve millet varlığımızın bulunduğu ülkelerde kutlanmaktadır.
Camiler, bir milletin bağımsızlığının simgesi, O ülkenin, Müslüman olduğunu belirten Tapu senetleridir. Beldelerin Allah’a en sevimli yerleridir. Birlik beraberliğin merkezi, yüreği birlikte atanların bir arada aynı gaye için cem oldukları mekân ve cemiyetin merkezidir.
Zengin-fakir, Köylü-şehirli, Amir-memur, Resmi-sivil, Yaşlı-genç, Siyah-beyaz, Kadın-Erkek, Yerli-yabancı… eşit olarak herkesi bünyesinde toplayan Namaz Kılma Yerleri, Sohbet, Dini Bilgi Ve Birikim Kazanma Yeri, gerektiğinde Okul, Şifahane, gerektiğinde Sosyal İş Ve İlişkilerin Paylaşıldığı Mekanlar, Toplumsal Ahlak ve Bilincin Oluştuğu Yerlerdir.
İslam toplumunda cami, vücudumuzda ki kalp gibidir. Ve Hayatın akışını sağlayan kan, kalpten pompalanır. İslam toplumuna da canlılık ve yön verecek enerji camilerden yayılır. Topluluklar manen camilerden, oralardaki gönül buluşmalarından enerjisini alır ve hayat bulur.
İslam Medeniyeti Kitapla yoğrulmuş bir medeniyettir. Bu medeniyet Kur’anı Kerimin «Yaratan Rabbinin Adıyla Oku» emri ile hayat bulmuştur. Cami ve Kitap birbirini tamamlayan iki önemli kavramdır.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bir gün mescide girdiğinde cemaatin bir kısmını dua ve zikirle, diğer bir kısmını ilimle meşgul halde görüp “Ben muallim olarak gönderildim” diyerek ilimle meşgul olanların yanına oturması Asr-ı saadette mescidin eğitim ve öğretim alanındaki fonksiyonunu göstermesi açısından önemlidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayatı incelendiğinde görüleceği üzere Cami Merkezli bir hayat ve Cami eksenli Eğitime ağırlık verilmiştir. Abdullah b. Mesud, Ubey b. Ka‘b, Muaz b. Cebel, Ebu’d-Derdâ, Talha b. Ubeydullah, Ebû Said el-Hudrî, Ebû Hureyre, Ebû Zer el-Gıfârî, Bilal-i Habeşî, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mesud (ra) gibi efendimizin ifadesi ile «her biri gökteki yıldızlar gibi» şahsiyete sahip, ahlaklı, fazilet ve erdem sahibi insanların oluşturduğu asr-ı saadet/ mutluluk asrı oluşmuştur.
Ecdadımız bir şehri imar ederken Merkeze Camiyi almış, geniş bir avlunun etrafına eğitim haneleri (Medrese), bir tarafına aşevini, hamamı, kıble istikametine doğru mezarlığı, bunları çevreleyen alana ticaret haneleri ve en son evleri yerleştirmiştir. Bu bize 5 vakit bütünleşmenin eğitimle tamamlanabileceğini, ticaretin dini, vicdani ve ilmi boyutlarıyla yapılacağını, toplumun ihtiyaç duyan kesimlerinin yanında ve yardımında olmamız gerektiğini, bir gün ölüm olduğunu, dünyada yapıp ettiklerinin hesabının verileceğini göstermektedir.
Medine, İstanbul, Bağdat, Kahire, Diyarbakır, Erzurum, Buhara, Sivas, Van, Endülüs, Mardin, Urfa, Kurtuba… Örnekleriyle Nice Fatihler, Süleymaniyeler, Selimiyeler, Kasımiyeler… Tarihin derinliklerinden günümüze bu gerçeği bizlere haykırıyor.
İçerisi ne kadar temiz olursa olsun, büyüklüğü ve ihtişamı ne kadar çok olursa olsun cemaati bulunmayan cami, mamur edilmiş bir mabed özelliğini taşımayacaktır.
“Mescit ile ülfet edeni (gönül bağı kuranı) Allah himayesine alır.” (İhya, C. 1, S.415)
“Cami merkezli bir hayat için Mescidler ahlak, fazilet, ilim, eğitim ve öğretim yerlerine dönüştürülmelidir.”
Mezhep İmamlarımız İma-ı Azam Ebü Hanîfe, İmam Şafiî, İmam Malik, Ahmet B. Hanbel; Halk Erenlerimiz Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Ahmet Yesevi, Aziz Mahmut Hüdai, Muhyiddin-i Arabi gibi şahsiyetler mabedlerin etrafında yetişmiş ve hayatı ilimle, irfanla, vicdan ve ahlakla bütünleştirmişlerdir.
İdris YAVUZYİĞİT
Şavşat Müftüsü

 

Cami ve Kitap Temalı Camiler ve Din Görevlileri Haftası 2
Cami merkezli bir hayat için Mescidler ahlak, fazilet, ilim, eğitim ve öğretim yerlerine dönüştürülmelidir. Bu da Okuma ile ilimle elde edilecektir.
Kitap, Medeniyetler inşasıdır. İlk emri “Yaratan Rabbinin adıyla Oku” olan dinin müntesibi Müslüman okuduğunda cehaleti ortadan kalkıp aydınlanmaya başlayacak, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını anlayıp bilmediği hususlarda tartışmaya girmeden bir bilene sorması gerektiğini idrak edecektir.
Günümüz medeniyetler inşasında kitap önemli bir araçtır.
“Oku” emri, hem tilâveti yani yazılı bir metni okumayı hem anlamayı ve gerçekleri anlatmayı ifade eder.
İnsan Okumaya kendinden başlayacak. Kendini tanıyıp keşfederek mevlasına ulaşacaktır.
İnsan kainatı okuyarak göklerde ve yerde ne varsa hepsinin Allah’a ait olduğunu kavrayacaktır.
İnsan hayvanatı okuyarak varlık aleminde nice canlıları var eden bir gücü anlayacak.
İnsan bitkileri okuyarak nice meyvelerin, sebzelerin farklı renk ve tatlarda olduğunu bulacak ve aynı toprağın bu kadar farklı cinslere bu özellikleri nasıl verdiğini tefekkür edecek.
İnsan bilim ve tekniği okuyarak gelişecektir.
İnsan Allah’ın gönderdiği ilahi mesajı okuyarak hayatın anlamını keşfederek huzura erebilecektir. “Gerçekten bu Kur’an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan müminler için büyük bir mükâfat olduğunu ve ahiret hayatına iman etmeyenler için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.” (İsra, 9-10) sırrını kavrayacaktır.
Elde ettiği bilgilere işlerlik kazandırarak Allah’ın kendisin verdiği sorumluluk bilinciyle yaşayacak, ilim talep etmenin herkesin görevi olduğunu, ayrım yapmadan ilimle kadın-erkek, genç-yaşlı demeden herkesin meşgul olması gerektiğini, ilim talep etmenin ömür boyu sürdüğüne, bilgi ne kaar uzakta ve nerede olursa olsun onu elde etmesi ve sahiplenmesi gerektiğini ve bu yolda mücadele etmesi gerektiğini kavrayacaktır.
Öğrendiği bir konunun ister amel edilsin ister amel edilmesin bin rekatlık nafile namaz kılmak kadar değerli olduğunu ve donandığı bilgiyle insanlara faydalı olacağını ve bunun en faziletli sadaka olduğunu, kendisine gıpta edilecek vasfın verildiğini kavrayacaktır.
Okuyan Müslüman, ilmi ile amil olması gerektiğini, amele yansımayan bilginin, anlatılmayan bilginin yük olduğunu, bilgisini gizleyenlerin, bilgisinden başkalarını faydalandırmayanların kitap yüklü merkepler olduğunu, tarihin bu tür örneklerle dolu olduğunu görecektir.
Bildiklerini aktarmayarak etrafını aydınlatmayan kimsenin kendisini yakıp bitiren bir kandile benzeyeceğini, işe önce kendinden başlaması gerektiğini, ilminden faydalandırmadığı takdirde ya da sırf dünya menfaati elde etmek için ilim elde eden kişinin cennetin kokusunu duyamayacağını idrak edecek ve bunun şuuruna erecektir.
Okuyan görecek ki ilim, bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine, uçsuz bucaksız bir deniz, bir ummandır. İlim hem dünya hem ahiret için kurtuluş yoludur. Okuyan bilecek ki insan için sadece çalıştığının karşılığı vardır. Allah’ın rahmeti her şeyi ve herkesi kuşatmış olduğundan ümit kesilmemesi, acziyete düşülmemesi gerektiği gerçeğine vakıf olacaktır.
İnsan kısaca okuyarak medenileşecek, okuyarak gelişecek ve olgunlaşacak, hayatı anlamlandıracaktır. Kitabın ayetleri ile kâinatın ayetlerinin birbirini bütünlediğini görecektir. İnsan, Cahilliğin insanın dehlizleri olduğunu ve bu dehlizlerden, labirentlerden okuyarak ve yaşayarak kurtulacağını idrak edecektir.
Ayet ve Hadisi Şerifler bizlere ilim öğrenmek ve öğretmek kadar o ilme uygun davranmayı, hayatı o ilmin gerektirdiği gibi yaşamayı tavsiye etmektedir.
Osmanlı, kültür ve medeniyetini kütüphaneler dolusu eserleriyle, sadece bölgesinde değil, tüm dünyaya taşımış; ilim, kültür, irfan ve medeniyette tarihe tanıklık ederek insanlığa örnek olmuştur.
Bu neslin torunları olarak ülkemizdeki kitap okuma oranlarının son derece yetersiz olması, başta aydınlarımız ve yöneticilerimiz olmak üzere, okuma-yazma bilen herkesi düşündürmelidir.
İnsan, zihin dünyasını kitaplar ile olgunlaştıracaktır. Kitaplar ile örülü bir dünyada, içinde yetiştiği toplumu ve çağı değerlendirebilen ‘kaliteli’ insan, üreteceği kalıcı eserler ile tarihte yer alacaktır.
“Camiler Haftasının gayesi, Mescid-i Nebevi ruhunu camilerimize taşımaktır…”
“Camiler devlet daireleri değil, Allah’ın evleridir…” Camisiz kitap, kitapsız cami olmamalıdır. Camilerde ders halkaları, Kütüphaneler oluşturmamız gerekiyor. Son söz olarak ‘Allah’ın Kitabına kuvvetle sarılalım. O bizi birliğe, beraberliğe, vahdete götürecektir. O Kitap, Allah’ın bize gönderdiği bir kulptur, ona sarılalım.’ Bütün kitapları okuyalım. Bütün kitaplar bir tek kitabın daha iyi anlaşılması içindir.
“Camiler ve Din Görevlileri Haftası” vesilesi ile Din Hizmeti yürüten Adanmış Din Gönüllülerinin haftalarını tebrik ediyor Camiler Haftasının cami ile ilişkilerimizde farkındalık oluşturmasını, camilere bakışımızı ve ilişkimizi güzelleştirmesini, gönlümüzün camilere bağlı kalmasını Rabbimden diliyorum.
İdris YAVUZYİĞİT
Şavşat Müftüsü

 

Written by İdris YAVUZYİĞİT

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.