Dilin Önemi ve Sözün Güzeli

DİLİN ÖNEMİ VE SÖZÜN GÜZELİNE TALİP OLMAK

Allah insanı, organlarında hiçbir eksiklik bırakmadan en mükemmel surette yaratmış, ruhundan üflemek suretiyle şereflendirmiş, eğri ve doğruyu ayırt edecek akıl vermiş, peygamberler ve vahiyle eğitmiştir.

İnsanı insan edecek değerleri bildiren Allah, kulunun vücut organlarından olan dil üzerinde durmuş ve onun önemli olduğunu da Âlemlere rahmet olarak gönderilen efendimiz bildirmiştir.

Kelam, Allah’ın sıfatlarından biri ve kullarıyla iletişimi sağladığı vahyin de ifadesidir. Söz, süt kadar temiz, akarsu kadar berrak, anlaşılır, içten, tatlı ve kusurlardan uzak olmalıdır.

İnsana düşen görev dilini muhafaza etmek ve vahyin ışığında kullanılmasını sağlamaktır. Zira dil çok hassas yaratılmış duyu organlarından birisi olmasının yanı sıra zikrin ifadesi, insanın tercümanı, kalbin meyvesi, cennetin anahtarıdır. Dolayısıyla kemiksiz yaratılmış bu organı amacı doğrultusunda kullanmak gerekir. Aksi insanı ve insanlığı felakete sürükler.

اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِۙ ﴿٨﴾  وَلِسَاناً وَشَفَتَيْنِۙ ﴿٩﴾

«Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?» (Beled 8-9)

Peygamber (s.a.s)’in de, اَلْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ “Güzel söz sadakadır” (Müslim, Zekât, 56, II, 699.)

İnsanı insan yapan, insanı değerli kılan ve diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerin başında Dil yani konuşma yeteneği gelmektedir.

Yüce Allah her varlığın anlaşacağı bir fonetik biçimi var etmiş ve o şekilde iletişim sağlamaları gerçekleşmiştir.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran özelliklerden birinin lisan olduğunu Hz. Adem (a.s.)’a eşyaların isimlerini öğretmek suretiyle bildirmiştir.

Nice dostlukları bitiren, gönülleri fethedip nice düşmanları barıştıran, gücünü gönülden alan bir emanettir dil.

Allah bir adama her şeyin tatlısını, yalnız dilin acısını verdi mi insan ne yapsa kâr etmez.

Mevlana Derki: “İnsanoğlu dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel esip perde kalktı mı evin içindekiler görünüverir. O zaman bak evde inci mi var, buğday mı?”

DİLİN GÖREVİ

  • Allah’ı tespih etmek,
  • Kuran okumak,
  • Nasihat etmek,
  • İnsanlara iyiliği emredip kötülüklerden sakındırmak,
  • Boş sözlere alet olmamak,
  • İlim talep etmek,
  • İnsanlarla iletişim sağlamak,
  • Yiyecekleri öğütmek,
  • Düzgün konuşmaktır.

إِذَا اَصْبَحَ اِبْنُ أٰدَمَ فَإِنَّ الْاَعْضَاءَ كُلَّهَا تُكَفِّرُ اللِّسَانَ فَتَقُولُ اَتَّقِ اللّٰهَ فِينَا فَاِنَّمَا نَحْنُ بِكَ إِنِ اسْتَقَمْتَ اِسْتَقَمْنَا وَإِنْ اِعْوَجَجْتَ اِعْوَجَجْنَا

Âdemoğlu sabaha çıktığı zaman bütün organları dile baş eğerler ve kendi dilleri ile şöyle derler: Ey dil! Bizim hakkımızda Allah’tan kork. Biz sana uyarız. Eğer sen doğru olursan biz de dürüst oluruz. Eğer eğilirsen bizde eğiliriz.” (Tirmizi, Zühd, 60)

Sahabeden Süfyân b. Abdullah (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana!” Şu cevabı verdi:

Rabbim Allah’tır de, sonra doğru ol!”

“Ey Allah’ın Resulü” dedim tekrar.

Benim hakkımda en çok korkup endişe ettiğin şey nedir? Ya Rasulellah!

Efendimiz mübarek dilini tutarak “işte bundan” cevabını vermiştir. (Tirmizî, Zühd 61)

Ebu Said El-Hudri (RA)’den rivayet edildiğine göre adamın biri bir gün Peygamberimiz (SAV)’e gelerek:

Ya Rasülallah (SAV), bana bir öğüt ver.” dedi. Peygamberimiz (SAV) de adama şöyle buyurdu:

  1. “Mutlaka takva sahibi olmalısın. Çünkü takva tüm iyilikleri içerir.
  2. Mutlaka cihat etmeli savaşmalısın. Çünkü cihat Müslümanların ruhbanlığıdır.
  3. Bir de Allah’ı zikretmeli ve Kur’an okumalısın. Çünkü bu ikisi senin için yeryüzünde nur ve gökyüzünde adının iyi anılmasına vesiledir.
  4. Dilini tutmalı, ona sadece hayırlı söz söyletmelisin. Çünkü ancak böylece şeytanı yenebilirsin.”

وَقُلْ لِعِبَادٖى يَقُولُوا الَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ

Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra 17/53)

Zira ağızdan çıkan her söz Allah tarafından bilinmektedir.

قَالَ رَبِّي يَعْلَمُ الْقَوْلَ فِي السَّمَاء وَالأَرْضِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“(Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.    (Enbiya 4)

اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ ﴿١٧﴾

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلاَّ لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

“Sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptığını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız. İnsan, (iyi veya kötü) her hangi bir söz söylemez ki, yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve tespit eden) hazır bir melek bulunmasın” (Kaf,50/18)

“Dil, Kalp, İman Birlikteliği Gerekir Ki Hakiki Olgun İnsan Olalım”

لَايَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِمَ لِسَانُهُ

Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz, dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz…” (Ahmed, III, 198)

 

Dilini tutanlar için cennet var.

Sehl b. Sa’d es-Saidi ra. Rasullah Efendimizin sav. şöyle buyurduğunu riayet etmiştir:

مَنْ يَضْمَنْ لِى مَابَيْنَ لَحْيَيْهِ وَمَابَيْنَ رِجْلَيْهِ اَضْمَنْ لَهُ الْجَنَّةَ

Kim dili ile iffeti konusunda bana garanti verirse, ben de ona cennet hakkında garanti veririm.” (Buhari, Rikak, 23)

Dil keskin kılıç gibidir.

Kötü söz kurşun gibidir.

Kan akıtmadan öldürdüğü gibi sahibini de yakar.

Yayından çıkan ok gibidir. Artık geriye dönüşü mümkün değildir.

İnsanın kalbi bir sandıktır. Dudaklar onun kilididir. Dil anahtarıdır. İnsana gereken bu kilidi iyi kullanmaktır.

Hadis-i Kutside zikredildiği gibi

Ey Ademoğlu! Sana haram kıldığım bir hususta dilin seninle çekişirse, sana iki kapak olarak dudak verdim, onlarla dilini kapat.”

Akıllı, sözünü kalbinin arkasından alan kişidir. Konuşmak istediği zaman onu kalbine sorar ve bakar. Eğer menfaatine ise söyler, zararına ise tutar, söylemez. Ahmağın sözü, dilinin kenarında, aklı kucağındadır, kalktığı zaman düşer.

Bazı belalar bize dilimizle gelir.

Ahlarımız, beddualarımız, hedef gözetmeyen sözlerimiz…

اَلْبَلَاءُ مُقَيَّدٌ بَالْقَوْلِ“Bela söze bağlıdır” (Cami-u Sağir, 1/110)

Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz…

SÖZÜN GÜZELİNİ SÖYLEMEK KURANDA BİZLERE EMREDİLMİŞ VE ÖRNEKLERİ SUNULMUŞTUR

Kavl-i Ma’rûf: gönül alıcı ve nazik söz; güzel öğüt, tavsiye ve tatlı söz; gönüllerin kendisinde huzur bulup sevdiği her söz ve davranış ma’rûf, iyi, güzel; güzelliği aklen ve dinen bilinen ve herkesin kavrayacağı ölçüde açık olan her türlü sözü ifade eder.

طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ  .  فَأَوْلَى لَهُمْ “… Onlara düşen Allah’ın çağrısına uymak ve O’nun rızasını kazanabilecek bir söz söylemekti” (Muhammed 20-21)

Kavl-i Sedîd: sağlam, doğru ve yerinde söylenen söz, dosdoğru söz,

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَد۪يداًۙ ﴿٧٠﴾  Ey inananlar! Allah’tan sakının ve (her zaman) hak ve doğru söz söyleyin” (Ahzab 70)

Kavl-i Meysûr: Olumsuz cevap verme, reddetme durumunda kalındığında  bunu en iyi şekilde, kibar ve tatlı söz ile yapma

وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَٓاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلاً مَيْسُوراً ﴿٢٨﴾

“Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.”(İsra 28)

Kav-i Belîğ: kalplerin derinliklerine nüfuz eden, vicdanlarını harekete geçiren etkili söz. Nifak ehli insanlara karşı, kalbi islama ısındırılacak olanlara karşı söylenen söz.

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ قَوْلاً بَل۪يغاً ﴿٦٣﴾

“Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle”. (Nisa 63)

Kavl-i Leyyin (Diplomasi Dili): sataşmadan, aldırmadan, kırıcı olmadan, yumuşak bir üslupla ama muhataplarına vermesi gereken mesajları da aslını bozmadan olduğu gibi vermek.

فَقُولَا لَهُ قَوْلاً لَيِّناً لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ اَوْ يَخْشٰى ﴿٤٤﴾

Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar.” (Taha 44)

Kavl-i Kerim: Saygı ve sevgi dolu kelimeler sarf ederek sosyal hayatta konuşma.

وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناًۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَر۪يماً ﴿٢٣﴾

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”( İsra 23)

Kavl-i Sabit: Kelime-i Tevhid ve Şehadet gibi sapasağlam ve dosdoğru biz söz.

يُثَبِّتُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۚ وَيُضِلُّ اللّٰهُ الظَّالِم۪ينَ وَيَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ۟ ﴿٢٧﴾

Allah sağlam söze iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam tutar; Allah zalimleri de şaşırtır ve Allah dilediğini yapar.” (İbrâhîm 27)

“Sözün Özü: Güzel Söz Söylemek”

لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا أَوَلَا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ

“Allah’a yemin ederim ki; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş olamazsınız. Yaptığınızda birbirinizi seveceğiniz bir şey öğreteyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim, İman,  81)

Hz. Peygamber’in (s.a.)

Kalbinde kasvet, bedeninde bir zayıflık, rızkında darlık görürsen bil ki; üstüne düşmeyen, dünya ve ahiretine yaramayan söz etmişsindir.”

“Sana takvayı tavsiye ederim; ya hayır söyle, ya da sus”

“Kusurlarını sayarak sana hakaret edene, sen de onun ayıplarını meydana döküp hakaret etme. Böyle yaparsan o günaha girer, sen sevap kazanırsın”

“Diline sahip olana, ev halkına geniş davranana ve günahlarından dolayı ağlayana ne mutlu.”

GÜNAHLARDAN SAKINMAK

İslam dini; insanın sosyal ilişkilerine, ahlâkî davranışlarına, kişilik haklarının korunmasına, güven, huzur ve barış ortamını yok edecek, kavga, tartışma ve dargınlıklara sebep olacak davranışlardan kaçınmasına büyük önem vermiştir. Bundan dolayı da insanı etkileyen yalan, iftira, gıybet, nifak, tecessüs, hakaret ve benzeri söz, fiil ve davranışları yasaklamıştır.

اِنْ تَجْتَنِبُوا كَبَائِرَ مَا تُنْهَوْنَ عَنْهُ نُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّپَاتِكُمْ وَنُدْخِلْكُمْ مُدْخَلًا كَرٖيمًا

Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.” (NİSA 31)

DİL KONUSUNDA İNSANI ZAAFA UĞRATAN AMİLLER

  1. İnanç Zayıflığı
  2. İnsanın Nefsine Düşkünlüğü
  3. Dünya Hırsı Ve Dünyanın Cazibesi
  4. Günahların Cazibesi Ve İnsan Günah İşleyebilecek Özellikte Yaratılmış Olması
  5. Ehliyetsiz Kimselere Yetki Verilmesi
  6. Kötülüğün Yayılmasını Arzulayanlar
  7. Basın Yayın Organları Ve Sosyal Medya
  8. İnsanın Şeytanın Düşmanlığına Maruz Bırakılmış Olması

“Diliyle İncitenler”

فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً ﴿١٩﴾

«… tehlike geçince de hayra karşı nekeslik içinde size sivri dillerini uzatırlar. Bunlar gerçekte iman etmemişlerdir, Allah da onların yaptıklarını geçersiz saymıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.» (Ahzâb : 18-19)

 

DİLİN AFETLERİ

  • Yalan
  • Yalan Şahitlik
  • Yalan Yere Yemin Ve Yalanla Mal Satmak
  • İftira
  • Gıybet, Dedikodu,
  • Nemmamlık (Koğuculuk, Söz Taşıma), Arkadan Çekiştirme
  • Küfür, Kötü Ve Çirkin Sözler, Hakaret
  • Boş Sözler, Zan

Kur’an’da söz için olumsuz bazı sıfatların da kullanıldığı görülmektedir. Buna göre;

  • Kötü, çirkin söz anlamına gelen kavl-i su’ (Nisa, 4/148.),
  • Asılsız, düzmece, akla sığmayan söz anlamına gelen kavl-i münker (Mücadele, 58/2.),
  • Yalan, asılsız söz demek olan kavl-i zûr (Hac, 22/30.),
  • Eğri söz anlamına gelen kavl-i lahn (Muhammed, 47/30.) ve
  • Akıl çeldirici, yaldızlı, süslü söz demek olan kavl-i zuhruf (En’am, 6/112.)

Kur’an’a göre uzak durulması gereken sözler ve konuşma tarzlarıdır.

Dilini Tutanlar Allah’ın Has Kullarıdır

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْناً وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَاماً

Rahmânın has kulları yeryüzünde vakarla yürüyen, cahiller onlara laf attığı zaman, “selâm” deyip geçen kullardır.”  (Furkân; 63)

وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَاماً

“Yine anılan o iyi kullar, asılsız şeylere şahitlik etmezler; boş ve mânasız davranışlarla karşılaştıklarında onurluca çekip giderler.”  (Furkân; 72)

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ

“Anlamsız, yararsız şeylerden, boş sözlerden uzak dururlar;”  (Mü’minûn; 3)

وَاِذَا سَمِعُوا اللَّغْوَ اَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَـنَٓا اَعْمَالُنَا وَلَكُمْ اَعْمَالُكُمْۘ سَلَامٌ عَلَيْكُمْۘ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِل۪ينَ ﴿٥٥﴾

Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size; esen kalın; bizim cahillerle işimiz yok” derler. (Kasas 55)

Enes b. Malik (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:

“Şu dört şey sadece müminin özelliklerindendir:

     1-) Susmak. Çünkü ibadetin başıdır.

     2-)  Alçak gönüllülük

     3-)  Allah’ı zikretmek

     4-)  Az kötülük işlemek”

Hz. Ömer (r.a.): “Çok konuşan çok hata eder, çok hata eden çok çok günâh işler günâhı çok olan ise cehenneme gider”

Ebu Hüreyre (RA)’dan rivayet edildiğine göre

Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:

Boş konuşmaktan sakınmak, insanın iyi bir Müslüman olduğunu gösterir.”

Bazı kimseleri zaman zaman duyarız, şöyle derler:

Sen benim söz ve davranışlarıma bakma, benim kalbim doğrudur, içimde fenalık yoktur.”

Bu sözler, yukarıda mealini sunduğumuz hadise göre bir değer taşımaz. Esasen bir kapta ne varsa o kabın ağzından o dökülür.

Bir kapta bal şerbeti olduğu halde, ondan sirke dökülmesi nasıl mümkün değilse, iyi duygu ve düşüncelere sahip olan kimsenin diline ve organlarına yansıyacak olan da iyi söz ve davranışlardır.

إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

“Allah aşırı giden, yalancı olan kimseyi doğru yola iletmez.” (Mü’min 40/28)

 

DİLİ KORUMAK İÇİN ÇÖZÜM YOLLARI

  1. Şüphelerden Arınmış Sağlam Bir İnanç
  2. İbadetlerde Devamlılık
  3. Sürekli Allah’ı Zikretmek
  4. Kur’an Okuyup Hz. Peygamberin Hayatını Tefekkür Etmek
  5. Günaha Sevkeden Ortamları Terk Etmek Veya Düzeltmek
  6. Allah’ı Hatırlatacak Ortamlarda Bulunmak
  7. İyi Ve Salih İnsanlarla Beraber Olmaya Gayret Sarfetmek
  8. Sohbet Ve İlim Meclislerine Devam Etmek
  9. Eğitim Algımızı Değiştirip Geliştirmek

Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:

“‏ مِنْ حُسْنِ إِسْلاَمِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لاَ يَعْنِيهِ ‏”‏

“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen mâlâyânileri terk etmesi onun imanındandır.”  (Muvatta, Güzel Ahlak, 47/1638)

Ebu Hureyre (r.a.) rivâyet etmiştir ki, Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:

“‏ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ ‏”

“…Allah’a ve âhiret gününe inanan kişi ya hayır söylesin yahut da sussun.”

(Buhâri, K. Edep /79)

اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ ﴿١٢٥﴾

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; onlarla en güzel yöntemle tartış. Kuşkusuz senin rabbin, yolundan sapanların kim olduğunu en iyi bilendir; O, doğru yolda bulunanları da çok iyi bilir.” (Nahl 125)

Hz Ali (r.a):

“Dilinizi daima iyi kullanın. O sizi mutluluğa götürebileceği gibi felaketlere de sürükleyebilir.

“Kılıçların açtığı yaralar iyileşir amma dilin açtığı yara iyileşmez.”

Hasan-ı Basri’nin anlattığına göre eskiler şöyle derdi:

“Düşünceli insanın dili kalbinin arkasındadır. Düşünceli insan bir söz söylemek isteyince önce kalbine başvurur. Eğer söyleyeceği söz lehine ise söyler, eğer aleyhine ise susar.

Fakat cahilin kalbi dilinin arkasında olduğu için ağzına geleni hemen söyleyiverir.”

الَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ اَصْلُهَا ثَابِتٌ وَفَرْعُهَا فِي السَّمَٓاءِۙ ﴿٢٤﴾ تُؤْت۪ٓي اُكُلَهَا كُلَّ ح۪ينٍ بِاِذْنِ رَبِّهَاۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿٢٥﴾  وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَب۪يثَةٍ كَشَجَرَةٍ خَب۪يثَةٍۨ اجْتُثَّتْ مِنْ فَوْقِ الْاَرْضِ مَا لَهَا مِنْ قَرَارٍ ﴿٢٦﴾  يُثَبِّتُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۚ وَيُضِلُّ اللّٰهُ الظَّالِم۪ينَ وَيَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ۟ ﴿٢٧﴾

“Görmedin mi Allah güzel bir söze nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Kötü bir sözün durumu da; yerden koparılmış, ayakta durma imkanı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.”

(İbrahim, 14/24-27.)

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Müslüman, başkalarının hakkına saygı gösteren, insanlara zarar verecek davranışlardan sakınan ve insanların hakkında hayır umduğu kimsedir. Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”( Tirmizî, Îmân, 12)

“Söz Sorumluluk Gerektirir”

 

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

“O ceza gününde dilleri, elleri ve ayakları, yapıp ettikleri hususlarda aleyhlerine tanıklık edecektir.”  (Nûr; 24)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ ﴿٢﴾  كَبُرَ مَقْتاً عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ ﴿٣﴾

«Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır.» (Saf 2-3)

مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعِزَّةَ فَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ جَم۪يعاًۜ اِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِـحُ يَرْفَعُهُۜ وَالَّذ۪ينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌۜ وَمَكْرُ اُو۬لٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ ﴿١٠﴾

Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir. Güzel sözler O’na yükselir; rızâsına uygun iş ve davranışları da O yüceltir. Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur. (Fâtır 10)

إِنَّ الصَّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الجَنَّةِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ ليصْدُقُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقاً ، وإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الفجُورِ وَإِنَّ الفجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّاباً

“Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir.

Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir.

Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69)

Bazı insanlar için “ağzından bal akıyor” derler.

Güler bir yüz, tatlı bir dille tamamlandığı zaman, insana bütün kapılar açılır.

“Gönüllerin anahtarı yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir«

Güzel söz, sahibini Allah (c.c.) rızasına kavuşturan, nimet içinde bırakan, fazilet ve iyilik nev’inden bir haslettir.

  • İncinmiş nice gönüller kalpten gelip dudaklarımız arasından dökülen küçücük sözlerle ferahlayacaktır.
  • Nice çözüm bekleyen Sorunlar/durumlar bizim birkaç sözümüzle çözüme erişecektir.
  • Nice insanlar birkaç sözümüzle ferahlayacak, huzur bulacaktır.
  • Nice insanlar bizim sözümüzü fetva olarak alıp tamir olacaklar.
  • Nice hasta gönüller bir duamızla felah bulacak
  • Nice küsler lisanımızla sulh ve selamete kavuşacaktır.
  • Nice canlar bir selamımızla yüreğinde iman edenlerin güvenini tazeleyeceklerdir.

“‏ مَا مِنْكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ سَيُكَلِّمُهُ رَبُّهُ، لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ تَرْجُمَانٌ، فَيَنْظُرُ أَيْمَنَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى إِلاَّ مَا قَدَّمَ مِنْ عَمَلِهِ، وَيَنْظُرُ أَشْأَمَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى إِلاَّ مَا قَدَّمَ، وَيَنْظُرُ بَيْنَ يَدَيْهِ فَلاَ يَرَى إِلاَّ النَّارَ تِلْقَاءَ وَجْهِهِ، فَاتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ ‏

“Allah, sizin her biriniz ile tercümansız konuşacaktır. Kişi sağ tarafına bakacak, âhirete gönderdiklerinden başka bir şey göremeyecektir. Soluna bakacak, âhirete gönderdiklerinden başka bir şey göremeyecektir. Önüne bakacak, karşısında cehennemden başka bir şey göremeyecektir. O halde artık bir hurmanın yarısı ile de olsa, kendinizi cehennem ateşinden koruyun. Bunu da bulamayan, güzel bir söz ile kendisini korusun.” (Buhârî, Tevhid, 137)

Mehmet Akif şöyle der:

Dilimden olur bana her ne olursa, Gönlüm rahat olur dilim durursa

“Dilim, seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim”

Göz iki, kulak iki, ağız tek, Çok görüp, çok dinleyip, Az söylemek gerek

 

Toplumun en önemli kültür aracıdır. Dil, Allah’ın insanlara verdiği en önemli organlardan ve en büyük emanetlerden biridir. Bu emaneti iyi değerlendirmek gerekir. Aksi bizler için bir felaket olur. Dilin bozukluğu kalbin bozulmasına, kalbin bozulması ise imanın zayıflamasına sebep olur. Dilin afetlerinden sakınmak gerekir. Zira dile ait afetler insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı yok edip insanları ve insanlığı itibarsızlaştırır. Dilin afetlerinin Süreklilik arz etmesi durumunda insanın iradesi zayıflar ve kötülükleri, işlediği dil kusurlarını meşru görmeye başlar ve Allah muhafaza imanının gitmesine sebep olabilir.

Not: Bu Vaaz İdris YAVUZYİĞİT Tarafından 20.02.2014 Tarihinde “Diyanet Vakfı Kur’anı Kerim Meali”; “Riyazüs Slihin” (8 Cilt); “Hasenat 4/5 Kur’a Araştırma Programı”; “Gıybet, Nemime, İftira Ve  Yalan” (Hasan TAŞALTIN, DİB, Kürsüden Öğütler); “Kötü Huylar” (Lütfü ŞENTÜRK, DİB, Örnek Vaazlar II); “Hadisi Şeriflere Göre Büyük Günahlar” (Ömer ÖZTOP, Tuğra Neş. Kaynaklarıyla Müminlere Vaazlar); “Nemime, Gıybet, Yalan Söylemek Haramdır” (Mehmet ALTUNKAYA, Şelale Yay. Müminlere Vaaz Ve İrşad); “Diline Sahip Olmak” (Ragıp GÜZEL, Irmak Yay. 52 Hafta 52 Sohbet) İsimli Eserlerden İstifade Edilmek Suretiyle Hazırlanmıştır.

Written by İdris YAVUZYİĞİT

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.