Akrabalık İlişkileri ve Sıla-i Rahim

AKRABALIK İLİŞKİLERİNİN ÖNEMİ SILA-İ RAHİM

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً

” لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ مَنْ إِذَا قُطِعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا ”

  1. SILA-İ RAHİM NE DEMEKTİR? KAPSAMI NEYİ İFADE EDER? SEBEP VE SONUÇLARI NELERDİR?

İnsanın kendi iradesiyle seçimde bulunamadığı Kan, Evlilik ya da süt yoluyla oluşabilen ve miras, nafaka, evlilik yasakları, bakım, ikram ve ihsan gibi bir takım yükümlülükleri içeren geniş kapsamlı bir konudur. Ve Akraba, en yakından başlayarak etrafa yayılan dallı budaklı, meyveli bir ağaç gibi anne-baba, dede, kardeşler, amca, teyze, dayı, hala ve çocukları ve daha fazlasıyla birlikte büyük bir ailedir.

Sıla-i Rahim, Akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını ifade eden ahlâk terimidir. Sözlükte “bağ, ilişki” anlamına gelen sıla ile “döl yatağı, ana rahmi” ve mecazen “insanlar arasındaki soy birliği, akrabalık bağı” mânasındaki rahm / rahim (çoğulu erhâm) kelimelerinden oluşan sıla-i rahim terim olarak “kan bağı ve evlenme yoluyla oluşan akrabalık bağlarını yaşatma, akrabalarla ilişkiyi sürdürme, haklarını gözetme, onlara ilgi gösterme, iyilik ve yardımda bulunma, ziyaret etme” şeklinde açıklanmaktadır. (TDV İslam Ansiklopedisi, Sıla-i Rahim Mad. cilt: 37,  sayfa: 112-113)

Rahim kelimesi Allah’ın Rahman isminden alınmıştır. Bu konuda ki kudsî hadiste “Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: “Ben Allah’ım. Ben Rahman’ım, rahmi (akrabalığı) ben yarattım, kendi ismimden bir isim ona verdim. Artık kim yakınlarıyla ilgi kurup akrabalığın hakkını yerine getirirse ona lütuflarda bulunurum, kim de akraba ile ilişkisini keserse (ilgisiz kalırsa), ben de ondan rahmetimi keserim.” (Tirmizî, Kitabu’l-Birr ve’s-Sıla, 9)

Rahim kelimesi ağaç köklerinin birbirlerine sık bir şekilde sarılmasına da benzetilmiştir. (Buhârî, Edeb, 13)

İslâm âlimleri âyetlerle hadislere dayanarak sıla-i rahmi gözetmenin vâcip (farz) ve sıla-i rahme riayetsizliğin haram olduğunu bildirmiştir.

Alimler sıla-i rahm’in dereceleri olduğunu, en yüksek derecesinin nikâh düşmeyecek derecedeki yakın akrabalar arasında bulunduğunu, buna riayetin farz olduğunu söylerler. Bu görüşe göre amca, dayı çocukları arasında farz olmaz. En aşağı derecesini de selamlaşma olarak ifade eden olmuştur. Bazı âlimler, miras babında zevi’l-erhâm denen bütün akrabaya farz olduğuna hükmetmiştir.

Dinimiz beşeri saadetin vazgeçilmez şartlarından olan sıla-i rahmin terkini büyük günahlardan saymıştır. Buna terminolojide kat-ı rahim denmiştir. Yani akrabalık bağlarını koparmak, onlara karşı ilgisiz ve alakasız kalmak demektir. İslam alimleri akrabalık bağlarını koparmanın haram olduğunu ifade etmişlerdir.

Sıla-i rahim akrabanın gönlünü hoş tutmak ve senden yana hoşnutluk duymalarıdır.

 

  1. ÖNEMİ NEREDEN GELMEKTEDİR?
  • Sıla-i Rahim, İnsan hayatını kuşatan ibadetlerden birisidir.
  • Kur’an’ın en temel emirlerinden bir tanesi olarak Rahman’dan bir bağdır.
  • Ömrün ve rızkın bereketlenmesinin en önemli vesilelerinden biridir.
  • Korunduğunda sahibini cennete taşıyacak bir buraktır.
  • Koparıldığında; toplumu rahmetten mahrum bırakan bir yıkımdır.
  • İnşa edildiğinde; karşılığı dünyada verilmeye başlanan bir nimettir.

Akraba bağlarının korunması yönünde Kuran-ı Kerimde 30 civarında ayet, bizzat bu konu ile ilgili farklı rivayetlerle 100’e yakında hadis görmekteyiz.

Akrabalık ilişkileri, dallı budaklı, meyveli bir ağaca ya da bir elektrik ağına benzetilebilir. İlişkilerin sağlam tutulması elektriğin sürekli olmasını sağlayacaktır. Ayet ve hadisler kapsamında konunun önemini dile getirmeye çalışacağız.

وَأُوْلُواْ الأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللّهِ

 “…Birbirinin mirasçısı olan akraba (rahim sahipleri), Allah’ın Kitab’ına göre birbirine daha yakındırlar” (Enfal, 8/75; Ahzab, 33/6) ayeti yaratılış gereği akraba olanların, yakınlık dere-celerine göre birbirlerine diğer insanlardan daha çok ilgi duyacaklarını, birbirlerini daha çok koruyacaklarını bildirmektedir.

Sıla-i Rahim,

  • Yakınlara karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak, selâmlaşmak,
  • Hâl hatır sormak, ziyaret etmek, mektuplaşmak,
  • Elden geldiği kadar onların sevinçlerine ve hüzünlerine ortak olmak,
  • Üzüntüsünde teselli ve tâziyede bulunmak,
  • Hediyeleşmek, bir meselesi varsa ilgilenmek,
  • İkramda bulunmak ve gerektiğinde maddî destek sağlamak gibi çok kapsamlı ifade edilebilecek bir kavramdır.

 

…Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır.

  • En aşağı derecesi; akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak, karşılaştığımızda selamlaşmayı, hal-hatır sormayı ihmal etmemek, kendileri hakkında hep iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir.
  • İkinci derece, ziyaretlerine gitmek ve ihtiyaç duyduklarında yardımlarına koşmaktır. Özellikle yaşlıları zaman-zaman yoklayıp, yapılacak işleri varsa onları takip edivermek kendilerini sevindirecektir.
  • Sıla-i rahmin üçüncü derecesi, imkânımız varsa akrabalara mali yardım ve destek sağlamaktır.

“Yakınları görüp gözetme” ile işte bu üç derecedeki yardımdan hangisine güç yetiriliyorsa ve akrabanın bunlardan hangisine daha çok ihtiyacı varsa, onun yapılması anlaşılır. Yapabileceği görevi yapmamak, Müslüman’a sorumluluk yükler… (“Kur’an Ve Sünnete Göre Sıla-i Rahmin Önemi” Doç. Dr. Mehmet EREN)

  1. AKRABALARIMIZA KARŞI MUAMELELERİMİZ AYET VE HADİSLER KAPSAMINDA NASIL OLMALIDIR?
    • İyilik Etmek
    • Hakkını Vermek
    • Maddi Ve Manevi Yardım
    • Yol Göstermek
    • Sevmek
    • Kötülüklerine Karşı Sabır ve iyilikle muamele
    • İlgi Ve Alaka Göstermek
    • Ziyaret Edip İlişkileri Sürdürmek
    • Affedici Olmak

 

  1. İyilik Etmek

وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراً

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” (Nisa 36)

İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı. Aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir.

İyilik etmenin üç şekli vardır:

  1. Karşılık beklemeden iyilik. Sadece Allah’ın rızası gözetilir ve karşılığı insanlardan umulmaz.
  2. İyilik edene karşı iyilik. Yapılan iyiliğe misliyle veya daha güzeliyle karşılık vermek.
  3. Kötülük edene karşı iyilik. En zor ve nefse ağır gelen, Allah katında mükafatı değerli olan iyilik çeşidi budur.

İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır. Kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır. Er kişinin kârı olduğu için de kötülük edene iyilik edenler pek azdır.

İbn Ömer (r.a.) rivayle Bir adam Resulullah (sav)`a gelerek: “Ben büyük bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?” dedi. Hz. Peygamber (sav): “Annen var mı?” diye sordu. Adam: “Hayır yok” dedi. “Peki teyzen de mi yok?” dedi. Adam: “Hayır, var” deyince

Resulullah (sav): “Öyle ise ona iyilik yap!” diye emretti.” (Tirmizi el-Bera`dan kaydettiği diğer bir hadiste şu ziyadeye yer verir: “Teyze anne makamındadır.”) (Kutub-i Sitte, Birr,  HadisNo: 166)

  1. Hakkını Vermek

وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيراً

“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.” (İsra, 17/26 bakınız Ahzab, 33/6, Rûm, 30/38)

يَسْئَلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۘ قُلْ مَٓااَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۘ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.” (Bakara Sûresi, 215)

  1. Maddi Ve Manevi Yardım

İslam dini biz Müslümanları, yakınlarımıza bakmakla mükellef kılar. Eğer, bir kimse yaşlanacak olur da eli ayağı tutmaz hale gelirse, ona yakınları bakmak zorundadır. Efendimizin hadislerinde Teyze anne yerine, amca da baba yerine geçer.

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90)

Yardımlaşmaların belli bir adap ve usulü de olmalıdır.

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوى وَلا تَعَاوَنُوا عَلَى الاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ شَديدُ الْعِقَابِ

İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”(Maide, 5\2)

  1. Yol Göstermek

Allah, en büyük vazife olan tebliğe,  وَاَنْذِرْ عَش۪يرَتَكَ الْاَقْرَب۪ينَۙ  “(Önce) en yakın akrabanı uyar.” (Şuara Sûresi, 214) buyurarak, Allah Resulü’nün önce akrabalarından başlamasını emrediyor. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

“Yakın akrabalarını uyar!” âyeti nâzil olunca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kureyş kabilesini toplantıya çağırdı. Peygamber şöyle hitâb etti:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka`b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız! Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız! Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağı sebebiyle sizinle ilgimi kesmeyeceğim.” (Müslim, Îmân 348)

قُلْ لَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْنًا

“…De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz…” (Şuara 23)

  1. Sevmek

Yunus’un;

‘Elif okuduk ötürü/ Pazar eyledik götürü /

Yaratılanı hoş gör /Yaratan’dan ötürü’

mısralarında dile getirdiği gibi bizler bütün yaratılanları yaratandan ötürü severiz, onları haklarına riâyet ederiz. Zira evrendeki canlı-cansız hemen her şey Yüce Yaratıcının eseridir.

Bilindiği gibi insana en yakın olanlar; anne, baba, dede-nine, kardeşler, torunlar, amcalar, halalar, teyzeler ve diğer yakınlardır. Bunlar bir ağacın kökleri, gövdesi ve dalları mesabesindedirler. Ağacın gövdesi, dalları ve kökleri arasındaki ilişki neyse akraba arasındaki ilişki de odur.

Nice yalnız anne-babalar, bir dost ve evlat yolu gözlemektedirler. Kendilerinin halini soracak, bir nebze olsun dertlerini paylaşacak çocuklar, akrabalar, dostlar zaman zaman ne kadar da aranır.

 

  1. Kötülüklerine Karşı Sabır ve iyilikle muamele

Akrabalar bize iyi davranmasa da biz, bize düşeni yapmak zorundayız.

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre bir adam Peygamberimize sordu:

يَا رَسُولَ اللهِ، إِنَّ لِي قَرَابَةً أَصِلُهُمْ وَيَقْطَعُونِي، وَأُحْسِنُ إِلَيْهِمْ وَيُسِيئُونَ إِلَيَّ، وَأَحْلُمُ عَنْهُمْ وَيَجْهَلُونَ عَلَيَّ.

Yâ Resûlallah! Benim akrabam var. Ben kendilerini ziyaret ediyorum, onlar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar, dedi.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

قَالَ: ” لَئِنْ كُنْتَ كَمَا تَقُولُ، فَكَأَنَّمَا تُسِفُّهُمْ الْمَلَّ، وَلَا يَزَالُ مَعَكَ مِنَ اللهِ ظَهِيرٌ عَلَيْهِمْ، مَا دُمْتَ عَلَى ذَلِكَ ”

“- Eğer dediğin gibi isen, akrabana sıcak kül yediriyor gibisin. Şayet bu şekilde davranmaya devam edersen, onlara karşı senin yanında Allah Teâlâ’nın görevlendireceği bir yardımcı dâimâ bulunacaktır.” (Müslim, Birr, 6, 22)

Rasulullah buyurdu ki:

” لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنَّ الْوَاصِلَ مَنْ إِذَا قُطِعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا ”

“Akrabadan gelen iyiliğe misliyle karşılık veren kimse tam manasıyla akrabasına sıla etmiş değildir. Gerçek sıla, kendisiyle ilgiyi kesenleri görüp gözetmektir”  (Buhârî, Edep, 15)

صِلْ مَنْ قَطَعَكَ وَاَحْسِنْ مَنْ اَسَاءَ اِلَيْكَ وَقُلِ الْحَقَّ وَلَوْ عَلَى نَفْسِك

“Senden kopandan sen kopma, sana kötülük yapana sen iyilik yap, aleyhine bile olsa hakkı söyle.”

اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَاْتُمْ فَلَهَا

«Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz.» ( 17/İsra 7 )

Unutmayalım ki kızı Hz. Aişe’ye İftira atılan İfk hadisesi sonrası Hz. Ebu Bekir (r.a.) yakınlarından bazı kimselere vermekte olduğu sadakaları vermeyeceğine dair yemin etmiş ve bu hususun yanlışlığı hususunda ayeti celile ile uyarılmıştır.

(٢٢) وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”  (Nûr; 22)

Komşusundan rahatsızlık duyan Birisi Sahabe-i Kiram’ın büyüklerinden İbn Mesud r.a.’a giderek der ki: “Bir komşum var, devamlı bana zahmet verir, kötü söyler ve durmadan eziyet eder”.

İbn Mesud o adama cevaben der ki: “Sen işine bak. O sana karşı kötü davranarak Allah’a isyan etmişse de, sen ona iyi davranarak Allah’a ibadet et!” ( Gazalî, İhya, Cilt II, s. 536)

  1. İlgi Ve Alaka Göstermek

Ebû Hureyre’nin naklettiği bir hadis-i şerifte akrabalarıyla ilişkisini kesenin durumu şöyle ifade etmektedir:

“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah’a arz olunur. Ancak akrabasıyla alâkasını kesen kimsenin amelleri kabul edilmez.” (İbn-i Hanbel, II, 484)

المسلمُ أَخــو المسلم لا  يَظلِمُه ولا يُسْلِمُهُ . ومَنْ كَانَ فِي حاجةِ أَخِيهِ كانَ اللَّهُ فِي حاجتِهِ، ومنْ فَرَّجَ عنْ مُسلمٍ كُرْبةً فَرَّجَ اللَّهُ عنه بها كُرْبةً من كُرَبِ يومَ القيامةِ ، ومن سَتَرَ مُسْلماً سَتَرَهُ اللَّهُ يَومَ الْقِيامَةِ

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir.  Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.” (Riyazü’s-Salihin, Hadis No:246)

  1. Ziyaret Edip İlişkileri Sürdürmek

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.” (Nisa 1)

Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.)’ın naklettiği rivayete göre Bir sahâbî, Peygamberimize gelerek şöyle dedi:

دُلَّنِي عَلَى عَمِلٍ يُدْنِينِي مِنَ الْجَنَّةِ وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ،

Ey Allah’ın Resûlü! Beni cennete yaklaştıracak ve cehennemden uzaklaştıracak bir ameli haber verir misiniz?

Peygamberimiz şöyle buyurdu:

«تَعْبُدُ اللهَ وَلَا تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ»

“Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaz, namazı doğru kılar, zekatı verir, yakınlarını ziyaret edersin.”

Adam uzaklaşınca Peygamber (s.a.s):

«إِنْ تَمَسَّكَ بِمَا أُمِرَ بِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ» “Emr olunduğu şeyleri yaparsa cennete girer” buyurdu. (Müslim, İman, 4)

  1. Affedici Olmak

“Kim bir günah işlemek üzere yemin ederse onun edilmiş bir yemini yoktur. Sıla-i rahmi kesmek üzere yemin edenin de edilmiş bir yemini yoktur.” (Tirmizi, talak 6; İbn Mace, talak 17; Ahmed b. Hanbel II, 190; Darekutni, Sünen, IV, 15.)

Hadislere göre, bir günahı yapacağına yahut sıla-i rahmi keseceğine dair yemin edenin, bunları yapmaması gerekir. Yani, yemin etse bile, o günahı işleyemez, sıla-i rahmi kesemez, bilakis yemini için kefaret verir.

  1. AKRABALARIMIZLA İLİŞKİLERİMİZİ NEDEN KESMEMELİYİZ?

 

  1. Allah Emri Ve Rahmetinin Kapısı Kıldığı

“Rahim (akrabalık), Allah’ın rahmetinin eserlerindendir. Kim bu bağı korursa, Allah ona merhamet eder. Kim onu koparırsa, Allah da ondan ihsan ve rahmetini keser.”

  1. İmanın Gereği

وَمَنْ كانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ والْيوم الآخِر ، فَلْيصلْ رَحِمَهُ

“…Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin…” (Riyazü’s Salihin Hadis No: 316)

Amr bin Abese isimli sahabîden nakledilen uzunca bir hadiste:

Cahiliye dönemindeyken insanların dalâlet üzere olduğunu, hiçbir işe yarayacak harekette bulunmadıklarını biliyordum. Çünkü onlar putlara tapıyorlardı. Derken bir zatın önemli haberler verdiğini duydum. …Onunla görüşme yolu aradım. Mekke’de kendisine ulaştım ve:

Sen kimsin, necisin, diye sordum. “- Peygamberim.” diye cevap verdi.

– Peygamber ne demek, dedim. “- Beni Allah gönderdi.” dedi.

Seni hangi vazifeyle gönderdi, diye sordum.

Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-:  Akrabayı koruyup gözetmek, putları kırmak ve Allah’ın bir olduğunu ilan edip O’na ortak koşulmaması gerektiğini anlatmakla görevlendirdi.” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn, 294)

  1. Amellerin faziletlisi

Ebu Ya’la (r.a) şöyle anlatır: “Has’am kabilesinden bir kişi Nebi’nin (s.a.v) yanına geldi. Dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Hangi ameller Allah katında daha sevimlidir?” “Allah’a iman etmek.” “Ey Allah’ın Resulü! Sonra hangisi?”  “Akrabalık bağını gözetmek.”

“Allah’ın en çok nefret ettiği ameller hangisidir, Ey Allah’ın Resulü?”  “Allah’a sirk koşmak.” “Sonra hangisi Ey Allah’ın Resulü?” “Akrabalık bağını kesmek.” “Sonra hangisi Ey Allah’ın Resulü?” “Kötülüğü emretmek ve iyiliğe engel olmak.”

  1. Müminin bir özelliği

Hz. Peygamber, kendisine sorulan ‘iyi insan kimdir’ sorusuna verdiği cevaplarda, iyi insanların özelliklerini sayarken, her defasında “akrabasına en çok ilgi göstereni” de zikreder. (İbn Hanbel, Vl, 68,431, 432.)

وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَٓا اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُٓوءَ الْحِسَابِۘ

Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.” (Ra’d Sûresi, 21)

Cafer b. Ebi Talib, Habeşistan’da Necaşi’ye İslamiyet hakkında bilgi verdiği konuşmasında, cahiliye döneminde yaptıkları kötülükler arasında, ‘sıla-i rahmi kesmelerini’ de saymıştır.

  1. Rızkın Genişlemesi, Ömrün Uzaması

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Rasulullah buyurdu ki:

«مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ»

“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin.”  (Buhari, Edeb 12. VII, 72.)

صِلَةُ الْقَرَابَةِ مَثْرَاةٌ فِي الْمَالِ مُحَبَّةٌ فِي اَهْلِ مَنْسَأَةٌ فِي اَجَلِ

Akrabalık haklarını yerine getirebilecek kadar soyunuzu öğrenmeye çalışınız. Çünkü akrabalarla iyi ilişkiler, yakınlar arasında sevgiye, malın artmasına ve ömrün uzamasına sebeptir.” (Timizi Birr: 49; Müsned, 2:374)

 

  1. Münafıklık Alametinden Uzak Kalmak

فَهَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ تَوَلَّيْتُمْ اَنْ تُفْسِدُوا فِى الْاَرْضِ وَتُقَطِّعُوا اَرْحَامَكُمْ

47.23*************اُولٰئِكَ الَّذٖينَ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فَاَصَمَّهُمْ وَاَعْمٰى اَبْصَارَهُمْ

“(Ey münafıklar !) Siz iş başına geçecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarır, akrabalarla ilginizi kesersiniz, değil mi? İşte Allah’ın lânete uğrattığı, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimseler bunlardır. (Muhammed 47/22, 23)

الَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

“Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları (imân, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir” (Bakara, 2/27; bakınız Ra’d, 13/25)

 

  1. Cehennemden Uzak Olup Cennete Girmek

Rasulullah: ” لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ ”

Akrabasıyla ilişkiyi kesen (cezasını çekmeden veya affedilmeden) Cennet’e giremez” buyurmuştur. (Buhari, Edeb, 11; Müslim, Birr, 19)

“Ey İnsanlar! Selamı yayın, misafirlerinize yemek yedirin, sıla-i rahmi yerine getirin, insanlar uykuda iken siz uyanık olup, Rabbinizin huzurunda kıyama durun ve böylece selametle cennete girin!” (Tirmizi, Sıfatü’l-Kıyame, 42; İbn Mace, Et’ime, 1)

  1. Allahın İhsan Ve Rahmetine Kavuşmak

الرَّحمُ مَعَلَّقَةٌ بِالعَرْشِ تَقُولُ : مَنْ وصلني وَصَلَهُ اللَّه ، وَمَن قَطَعَني ، قَطَعَهُ اللَّه

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor ki “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

“Akrabalık bağı Arş-ı âlâ’ya tutunarak şöyle demiştir: Beni koruyup gözeteni, Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden Allah rahmetini kessin.” (Müslim, Birr, 6)

Rasulullah buyurdu ki:

” إِنَّ الرَّحِمَ شَجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ لَهَا: مَنْ وَصَلَكِ وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَكِ قَطَعْتُهُ ”

Rahim (akrabalık), Allah’ın rahmetinin eserlerindendir. Allah ona şöyle demiştir: Kim seni korursa, Ben de ona merhamet ederim. Kim seni koparırsa, Ben de ondan ihsan ve rahmetini keserim.”  (Buhârî , Edeb, 13)

  1. Duamızın Kabulü

İbn-i Mesud (R.A.) bir gün sabah namazından sonra şöyle demiştir:  “Allah için! Akrabalık bağını koparmış biri varsa kalksın. Çünkü biz Rabbimiz’e dua etmek istiyoruz. Semanın kapıları akrabalık bağını koparan kimseye kapalıdır.  O arkadaşımız duanın kabulüne engel teşkil ediyor…”

  1. Fazlasıyla Karşılık Görmek

Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Sevabı dünyada iken verilecek iyilik, başkalarının dertleri ile ilgilenmek ve akraba ile bağları korumaktır.

Cezası dünyada iken verilecek kötülük ise haddi aşarak azgınlık yapmak ve akraba ile ilişkileri kesmektir.” (İbn Mace, Zühd, 23; Ebu Davud, Edeb 43; Kütüb-İ Sitte C.17 1305)

الصَّدَقَةُ عَلَى المسكينِ صَدقةٌ وهي عَلَى ذِي الرَّحمِ ثِنْتَانِ صَدقَةٌ وصِلَة

“Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya bir şey vermenin ise iki sevabı vardır. Birisi sadaka sevabı, diğeri de akrabayı görüp gözetme sevabıdır” (Tirmizi, Zekât 26. III, 46)

 

  1. Bulunduğumuz Meclise Rahmet İnmesi

Resul-u Ekrem (A.S.) bir gün ashabını uyarmış, akrabalarını ziyareti terk eden varsa meclisimizde oturmasın demişlerdi.  Bu ihtardan sonra sahabilerden bir kişi, aceleyle ayrılmış ve biraz sonra sevinçle geri dönmüştü.  Efendimiz o sahabiye sorar: “Neden aceleyle çıktın ve sonra sevinçle geri döndün?”  şöyle cevap alır:

Ya Rasulallah. Siz akrabasını ziyaret etmeyen meclisimizde oturmasın ihtarını yapınca, daha fazla huzurunuzda kalamazdım. Tavırlarıyla beni daima kendinden uzaklaştıran bir teyzem vardı. Uyarınız üzerine onu ziyarete gittim. Kapısını çalınca teyzem şaşırdı. Ben de meclisinizde olanları ve ihtarınızı ona anlattım. Çok sevindi ve ellerini açarak bana dua etti, ben de ona dua ettim. Vedalaşıp hemen huzurunuza geldim. Bunun üzerine Peygamberimiz:

“Sen bu hareketinle çok güzel bir ziyaret yapmış oldun. Şunu iyi bilin ki, akrabalarıyla alakasını kesmiş olan kimsenin bulunduğu meclise Allah’tan rahmet inmez.” buyurdu. (Buhari, Edebü’l-Müfred)

 

  1. AKRABALIK İLİŞKİLERİMİZİ GÜÇLÜ KILMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

Akrabalar, birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeli, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalı, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmelidir.

Akrabası hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda onun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeli, zaman zaman birbirlerine hediye göndermeli, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne gülüp selamlaşmalı, yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmelidirler.

Böylece akrabalar arası ilişkiler güçlenmiş, olumsuz duygu ve düşüncelere de ortadan kalkmış olur.

Abdullah b. Mes’ud (ra) dan, Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Müslümanların iyi ve güzel gördükleri şeyler, Allah katında da iyi ve güzeldir. Müslümanların kötü ve çirkin gördükleri şeyler, Allah katında da kötü ve çirkindir.”(Ahmed b. Hanbel,I, 379.)

 

 

  1. EFENDİMİZN HAYATINDA AKRABALIK İLİŞKİLERİNDEN BAZI ÖRNEKLER

Efendimiz kendisi dünyaya gelmeden evvel babasını, altı yaşında iken de annesini kaybetmişti. Dolayısıyla o, önce dedesi daha sonra da amcası Ebû Tâlib’in yanında büyümüş, bu esnada amcasının eşi Fatıma Hanım, Efendimize kendi çocuğu gibi bakmış, bazen çocuklarından bile üstün tutmuştur.

Müslüman olup Medine’ye hicret eden bu hanım sahabi vefat ettiğinde Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- çok üzülmüş ve “Annem öldü.” demiştir.

  • Buhari ve Müslim’de Hz.Ayşe (ra) şöyle rivayet etmiştir : Muhammed (sav) 610 yılının Ramazan ayında Hıra/Nur dağının zirvesindeki bir mağarada Allah’a ibadet ettiği sırada, vahiy meleği Cebrail (as) gelerek O’na son Peygamber olduğunu bildirdi. Cebrail (as) : Oku ! dedi. Peygamberimiz (sav) : “Ben Okuma bilmem.” diye cevap verdi. Bu durum üç kere tekrarlandı.Vahiy meleği Cebrail (as) Peygamberimize (sav) sonunda “ Oku !”emriyle başlayan Alak suresinin ilk 5 ayetini okudu. Peygamberimiz (sav), hemen evine geldi. “Beni örtün Beni örtün..” diyerek yatağına yattı. Kalkınca durumu eşi Hz. Hatice’ye anlattı.  O büyük kadın şu sözleri ile O’nu teselli etti. “Sana müjdeler olsun.  And olsun ki Allah seni asla utandırmaz.   Çünkü sen ; Akrabalarını ziyaret edersin, Doğruyu söylersin. Acizlere yardım edersin. Misafirlerini ağırlarsın. Yoksullara kazanç sağlarsın. Hak’tan gelen afetlere ve belalara karşı halka yardımcı olursun.”
  • Resûlullah’ın Üsâme’yi çok sevdiğini bilen bazı sahâbîler bir kısım istekleri için onu aracı olarak gönderirlerdi. Hz. Peygamber, hırsızlık yapan bir kadının cezasının affedilmesi ricasıyla kendisine gelen Üsâme’nin bu isteğini kabul etmemiş ve kendi kızı Fâtıma dahi aynı suçu işlemiş olsa Allah’ın koyduğu cezayı ona da uygulayacağını söylemiştir (Buhârî, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 18; İbn Sa‘d, IV, 69-70). Üsâme hicretin 8. yılı Safer ayında (Haziran 629) Gālib b. Abdullah kumandasında Fedek civarında oturan Mürre kabilesi üzerine gönderilen 200 kişilik seriyyede yer aldı. Bu sırada Benî Mürre’nin müttefiki Cüheyne kabilesine mensup Mirdâs b. Nehîk’ı “lâ ilâhe illallah” dediği halde onun gerçekte Müslüman olmadığını, ancak can korkusuyla Müslümanlığı kabul ettiğini düşünerek öldürdü. Bunu duyan Resûl-i Ekrem Üsâme’yi çağırıp, Defalarca tekrar ederek “Kalbini yarıp da mı baktın?” diyerek yanlış yaptığını belirtti. Üsâme böyle bir hata yaptığı ve Resûlullah’ı üzdüğü için kendini affedememiş ve “Keşke daha önce değil de bugün müslüman olsaydım” demiştir (Buhârî, “Meġāzî”, 45; Müslim, “Îmân”, 158; İbn Sa‘d, II, 119). (ÜSÂME b. ZEYD, Mehmet Salih Arı, TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 361-363)
  • Dadısı Ümmü Eymen’i sık sık ziyaret ederek kendisine “anne” diye hitap etmiştir. Yine onun için; “Anamdan sonra annem, benim ev halkımdan geride sağ kalan kimsedir.” diyerek iltifat etmiştir.
  • Mute Savaşı’nda amcaoğlu Cafer şehit olunca evine giderek, onun oğullarını bağrına basmış, öpmüş, koklamış ve ağlamıştır. Sonra ev halkı için yemek hazırlatıp onlara ikram etmiş ve iki oğlunun bakımını üstlenmiştir.
  • Sütannesi Halime’yi gördükçe; “Benim annem, benim annem!” diyerek, kendisine içten sevgi ve saygı gösterip, omuz atkısını serip üzerine oturtmuş, istek ve arzularını hemen yerine getirmiştir. Hz. Hatice ile evlendiğinde, Mekke döneminde iken sütannesi Halime yanına gelmiş, Peygamberimize kıtlık ve kuraklıktan şikayet etmişti. Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ona kırk koyun ve yiyecek yüklü bir deve vererek memleketine göndermişti.
  • Bir gün Abbas -radıyallahu anh- öfkeli bir hâlde Peygamber’in yanına gelir. Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “- Seni öfkelendiren nedir?” diye sorar. Hz. Abbas: – Kureyş’in bizimle alıp veremediği nedir? Kendi aralarında birbirlerine karşı güler yüzlü davranırlar, bizimle karşılaştıklarında surat asarlar, der. Bu duruma Hz. Peygamber de öfkelenir. Öyle ki öfkeden yüzü kızarır ve şöyle buyurur: “Nefsimi elinde tutan Zat-ı Zü’l-Celâl’e yemin olsun ki Allah ve Resûlü için sevmediğiniz sürece hiç birinizin kalbine iman girmez.” Sonra devamla der ki: Ey insanlar, her kim amcama eziyet ederse mutlaka bana eziyet etmiş olur. Zira kişinin amcası babası yerindedir.” (Tirmizî, Fiten, 28)
  • Herakliyus, peygamberlik iddiasında bulunan Muhammed (s.a.v.) hakkında bilgi edinmek üzere ticarî maksatla Şam’a gelmiş olan Ebu Süfyan ve yanındakileri çağırtıp “Size ne emrediyor?” diye sorunca Ebu Süfyan’ın “Bize namazı, sadakayı, iffeti ve sıla-i rahmi emrediyor.” Diyerek saydıkları arasında sıla-i rahm’i de zikrediyor:
  1. GÜNÜMÜZ MODERN TOPLUMLARINDA AKRABALIK İLİŞKİŞLERİMİZ NASILDIR?
    1. Şehirleşme kültürünün etkisinde kalarak değerlerimizi yitirmeye başladık
    2. Teknolojinin yanlış kullanımı ve hayatımızı kuşatması bizi değerlerimizden uzaklaştırdı
    3. Çekememezlik, Taassup, Benlik ve bencillik, kin ve nefret bizi kuşatıyor
    4. Şeytan, nefis, Dünya hırsı, Cimrilik ateşi aramıza duvarlar örüyor
    5. Kendi derdimizle boğuşarak etrafımızdan uzaklaştık
    6. Dünya görüşü ve fikir ayrılıkları bizi birbirimize sırt çevirmeye itti
    7. Nesli akrabayla tanıştırıp kaynaştırmadık
    8. Küçük ve çekirdek aileyi benimsedik
    9. Büyükleri yük olarak görür olduk
    10. Haram ve günahlar konusunda akrabadan yana tavır alarak kayırma ve torpil yaptık
    11. Evlilikler ayrılık vesilelerimiz oldu
    12. Aynı binada birbirimizi arayıp sormaz olduk
    13. Cenazelerden cenazelere mezarlıklarda buluşur olduk
    14. İlişkileri menfaat temeli üzerine inşa eder olduk
    15. Vefa, dostluk, samimiyet, muhabbet gibi bizi biz yapan değerleri kaybetmeye başladık

 

  1. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Bugün akrabalarla sohbet edilmiyor, akrabalara ziyaret gidilmiyor, akrabalar unutuluyor.

Bugün televizyon gibi bir dostumuz varken ne dost arıyor insan ne de akraba.! Keşke akrabalarımızla beraber oturup dertleşmenin, çaylarını içmenin, bir iki laf etmenin, hoş sohbetler yapmanın değerini bilebilsek.

Unutmayalım ki sıla-i rahim, insanları boncuk taneleri gibi bir araya getiren ipliğe benzer. Bu bağı koparmak hoş görülmediği gibi, güçlendirmek gerektiğini ayet ve hadislerden gördük.

  1. İyi bir insan ve Müslüman olmaları için çalışmak
  2. Maddi-manevi yardımda bulunmak
  3. Ziyaret etmek gibi görevlerimizi elimizden geldiğince yerine getirerek Rabbimizin rahmetine nail olma yolunda gayret gösterelim.

İmanın Gereği, Allah’ın İhsan Ve Rahmetine Kavuşma, Allah Emri Ve Rahmetinin Kapısı Kıldığı, Rızkın Genişlemesi, Ömrün Uzamasına vesile olan, gözetenler için Melekler Yardımda Bulunduğu, Münafıklık Alametinden Uzak Kalma vesilesidir.

Cehennemden Uzak Olup Cennete Girme yolu, Duanın Kabul sebebi, Fazlasıyla Karşılık Görmek istediğimiz ve Bulunduğumuz Meclise Rahmet İnmesine sebep olan sıla-i rahim bizler için önemlidir

مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.” (En’âm 160)

Başkalarını unutan insanın, kendisi de unutulur.

Zor gününde İnsanların yanında yer almayan, zor gününde kimseyi yanında bulamaz.

Not: Bu vaaz İdris YAVUZYİĞİT tarafından “Sıla-i Rahim” Hadislerle İslam, 4. Cilt; “Anne babaya iyilik ve akraba ziyareti” Riyazüs Salihin, 4. Cilt; Hasenat 5 Kuran araştırma programı; “Sıla-İ Rahim Ve Önemi” Doç. Dr. Murtaza KÖSE; “Sıla-İ Rahim Ve Önemi” Dr. Yaşar YİĞİT; “Kur’an Ve Sünnete Göre Sıla-i Rahmin Önemi” Doç.Dr. Mehmet EREN; “İslam Dininde Akraba İlişkilerinin ve Ziyaretlerinin Önemi”  Ahmet ÜNAL; “Sıla-i Rahim” Mehmet ERGÜN’e ait Kitap, Makale, Vaaz örneklerinden istifade edilerek hazırlanmıştır.

Written by İdris YAVUZYİĞİT

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.