Güzel Memleketimin Gönlü Güzel İnsanları!

Manevi Önderleri!
Dokunuşuyla, bakışıyla, duruşuyla, kişilik ve kimliği ile yürekleri fetheden Hocalarım!
Değerli Gençlik Koordinatörlerimiz!
Allah’ın Selamı Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun..
Hocalarım biz öncelikle insanız.
Her birimizin farklı ilgi, beğeni, bakış açısı, yorum kabiliyeti, dünya tasavvuru, hizmet anlayışı vardır ve bu insanîdir. Bizi bir araya getiren aynı yolda, aynı gaye ile gençlere yönelik yaptığımız hizmetlerimizdir. Bu hizmetlerimizin hiç biri kolay değildir.
Sizler nice zorluklara, sıkıntılara, kaprislerle göğüs germek suretiyle Başkanlığımız adına bu hizmeti en güzel şekliyle ifa ediyorsunuz. Her şeye rağmen Allah’ın rızasını gözeterek yüreklere dokunmaya, geleceği imar, inşa ve ihya etmeye gayret ediyorsunuz.
Sizlere, Ümmet-i Muhammedin, bu Cennet Vatan evlatlarının, tüm canlıların ne kadar ihtiyacı olduğunu yakinen bilen ve bu uğurda mücadelenize şahit olan birisi olarak Rabbimize sonsuz hamd ediyorum.
Biliyor ve inanıyorum ki sizlerin ektiği tohumlar yeşerecek, attığı adımlar rahmete vesile olacak ve bir gün arzulayıp özlemini kurduğumuz gençlerle gurur duyacağız. Bunun için çok çalışacağız, belki yoğrulacağız ama nihayeti bir insanın hidayeti ise, bir gencin kurtuluşu ise dünyadaki her şeye değecektir.
Efendimizin hadisinde belirttiği üzere Hz. Ali’ye hitaben: “Ey Ali, senin elinle bir kişinin hidayete ermesi, yeryüzünde bulunan ve güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.” (Buhârî, Cihad 102) sözünü ve yine Efendimizin Çağları aydınlatan ve bizlere yön ve hedef belirleyen bir sözünü hatırlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Bir gün bir Yahudi gencin ölmek üzere olduğuna dair efendimize bir haber gelir ve efendimiz kalkıp o gencin evine gider, başucunda durur: “Ey genç! Lailahe İllellah de kurtul” diyerek İslam’a davet eder. Genç başını kaldırıp babasına doğru bakınca babası söylemesini onaylar ve “O’nun dediği cümleyi söyle” der. Genç kelime-i şehadet getirir ve o halde vefat eder. Efendimiz tebessüm ederek dışarıya çıkar ve “Bir genci benim elimle hidayete erdiren Allah’a hamd olsun. Genci imanla buluşturup huzuruna alan Allah’a hamd olsun” der.
Yusuf HASHACİB bizlere bir gerçeği hatırlatıyor: “Bir milletin mutluluğu, gençlerinin mutluluğuna bağlıdır.”
Değerli Hocam!
Bir derdimiz, bir davamız, bir heyecanımız, bir umudumuz, bir önderimiz ve her şeyden önemlisi bir Rabbimiz var. Güçlüyüz, birlikte daha da güçleneceğiz.
Bizler; kökleri 1400 yıl öncesine dayanan, dalları yedi kıtayı sarmış, ufuk çizgisine kıyamet sabahını koyan bir davanın temsilcileriyiz.
Unutma ki;
• İmanı hayat haline dönüştüren,
• İlim yolunda yürüyen,
• İbadetlerin hakkını veren,
• İstikametten ayrılmayan,
• İffeti bir elbise olarak giyinen,
• Ahlakı önceleyen,
• İnfak ve İkramı ahlak haline dönüştüren,
• Hak ve adaleti tutan, batılla mücadele eden,
• İhlas üzere her anını yaşayan,
• Yaptığını Allah için yapan,
• İzzeti İslam’da bulan ve
• İslam’la yücelen GENÇLER bizleri bekliyor.
Saygı değer hocalarım!
Dünyada iki tıp insan vardır: Bir grup dünyayı güzelleştirmek için gece gündüz gayret eden, çabalayan insanlar, diğer grup sadece kendi dünyalarını güzelleştirmek için uğraşanlar. Müslümanın en büyük görevi dünyanın imarı, ihyası, ıslahı ve güzelleştirilmesidir. Ahireti güzelleştirmenin yolu da dünyanın imar, ihya, ıslah ve güzelleştirilmesiyle mümkündür. Bunun en etkili yolu temsildir.
“Biri dini, biri resmi iki görevimiz var” her bir görevimizi ifa ederken baş tacımız olan ve unutmamamız gereken 7 T kuralımız var bizim:
Tebessüm, Temsil, Tevazu, Teşekkür, Tahammül (Sabır), Tedbir, Temkin
Değerli hocam! Üç şey önemlidir:
• Birincisi kaynağı Kur’an ve sünnet olan doğru bilgi.
• İkincisi samimiyet,
• Üçüncüsü söz ve eylem bütünlüğü.
İngilizce, Almanca, Arapça öğrenmiş olmak, kütüphaneler, ciltler dolusu kitap okumak bizi dinlenilen biri yapmaz. Bizi biz yapan tatlı dil, güler yüzümüzdür.
“Değerli Hocam, İmamlara, Din Görevlilerine Bakışımı Değiştirdiniz. Sizi tanıdığıma memnun oldum. Teşekkür ederim.” Dini temsil makamında olan İnsanın duyabileceği en güzel cümlelerden biri. Elhamdülillah
Richard Bernedici der ki: “İnsanların yapabileceği en büyük fenalık kendisine olan güvenini kaybetmesidir.” Buna karşılık Johann Wolfgang von Goethe: “Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.” Sözü ile aslında önce kendimiz ne halde olduğumuzu gözlemlemeliyiz. Zira “Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil.” Ben Sweetland Başarmak için Mümin Sekman’ın dediği gibi “Baş+arı: “Baş” olmak için “arı” gibi çalışmak gerekir.”
Sefaletin içinden gelen ve defalarca reddedilen Walt Disney: “Başarmanın yolu, konuşmayı bırakıp işe koyulmaktır.” diyerek her başarısızlığında yeniden ayağa kalkmıştı. Umudunu kaybetmeyenler her zaman başarı örnekleri sergilemişlerdir. Başarılarıyla olduğu kadar çektiği acılarla tanınan ünlü bilim insanı Stephen Hawking bunun en önemli örneklerinden birisidir: “Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman başarılı olacak bir yol vardır. Hayat varsa umut ta vardır.”
“Simyacı”, “Veronika Ölmek İstiyor” ve daha birçok kitap yazan Paulo Coelho der ki: “Bir gün kalkacaksınız ve hep hayal ettiğiniz şeyleri yapmaya vakit kalmamış olacak. Şimdi tam zamanı. Harekete geçin.”

Değerli Hocam, motivasyonumuzu güncellemeye ihtiyacımız var:
• Hz. Peygamber ve ashabın örnekliği her zaman aklımızda ve gönlümüzde güncelleyelim.
• Günümüz gençliği durum tespitini ve değerlendirmesini yapalım.
• Bitlis Ceza Evinde Konferans sonrası bir mahkûmun bana söylediği “Hocaaam! Bunları biz buraya düşmeden önce bize anlatmalıydınız” sözü beni derinden yaralayan en etkili sözlerden biri olarak kulağımda küpedir.
• Yaşlı bir Kadın Torununa Nasihat ederken: “Yavrum, öyle bir hayat yaşayın ki, Allah’ın sizi yarattığına değsin!” sözünü unutmayalım.
• Diyarbakır 4 ayaklı minare Camii tuvaletlerinin kapısına “Ne olur dua edin de kurtulayım” yazan bağımlı gencin feryadını unutmayalım.
• İntiharın eşiğindeki KYK öğrencilerine manevi danışmanlarımızın zarif ve nayif dokunuşlarını asla unutmayalım.
• İntiharın eşiğinde bir gencin, bir kardeşinizin bize umut besleyen “Geleceğini biliyordum Hocam” deyişini ve bize olan umudunu asla unutmayalım.
• Japon Bilim Adamı Kaiyo Yasuo “Türkler çok garip millet” deyip şunları söylüyor:
“3 yıldır Türk kültürünü inceliyorum. Bir şey çok korkunç, diğeri çok garip. Korkunç olan Batı bir ülkeyi savaşmadan yok ediyor. Ülkede 3-5 dizi hariç hepsi Türk din ve geleneğine ters. Garip olan ise, herkes bunu biliyor ama yine de izliyor. Anne-baba ise çocuğu ile izliyor. Hayret…”
• Hayatta hiçbir şey kolay değildir. Yorulduğumuzda Ahmed bin Hanbel hazretlerinin oğlunun anlattığı anektodu hatırımızdan çıkarmayalım:

  • “Babam zindandan çıktıktan sonra sürekli bir sarhoşa dua edip duruyordu. Sordum, baba kimdir bu adam? Niye bir sarhoşa dua ediyorsun?”
    Babam dedi ki: “Evladım! İşkence günlerimde Allah beni bir sarhoş ile destekledi ve dayanma gücü verdi. Ellerim, ayaklarım zincirli, hücremden kırbaçlanmaya götürülürken birisi eteğimden çekti. Baktım, yere yıkılmış sarhoş bir mahkûm.
    Bana dedi ki: “Bana bak İmam! Ben bu beldenin en büyük ayyaşıyım. İçki ve günah uğrunda tam 18 bin kırbaç yedim, inat ettim yine de bu batıl davamdan dönmedim. Sen ise Müslümanların imamısın. Sakın ola kırbaç yediğinde hak davandan ve söylediklerinden vaz geçmeyesin!” dedi.
    “Evladım! Nice âlim dostlarım bana vazgeçtim de kurtul derken, o sarhoş bana direnişi ve mücadeleyi nasihat etti. İşkence altında o sarhoşun sözleri beni dimdik tuttu. Allah ondan razı olsun, hidayet versin…”
    Saygı Değer hocam!
    Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.

    Özveri, gayret, ilgi ve samimiyetiniz dolayısıyla sizlere teşekkür ederim.
    “Geleceğimiz hayır, akıbetimiz hayır olsun. Sefer bizden, zafer Allah’tan olsun.”
    Selam ve dua ile
    İdris YAVUZYİĞİT
    Sosyal ve Kültürel İçerikli Din Hizmetleri Daire Başkanı

Written by İdris YAVUZYİĞİT