HZ PEYGAMBER VE ÇOCUK

EFENDİMİZİN ÇOCUKLARLA İRTİBATI

•Resulullah’ın kendi evlatlarıyla ilişkisini baktığımızda her baba gibi iyi, müşfik, samimi, evlatlarına vakit ayıran, birlikte zaman geçirmeyi seven ve içten bir sevgiyle bağlı olan ve bu bağlılığın da her haline yansıdığını görmekteyiz. Yeri geldi, onlarla çocuk oldu, oyunlar oynadı. Neşeleriyle neşe buldu, acılarıyla kederlendi.  •Sade kendi evlatlarına karşı değil, bütün çocuklara derin bir sevgi ve şefkat besleyen Hz. Peygamber onları ciddiye alır ve seviyelerine inerek problemleriyle ilgilenirdi. Onları kucağına alıp sevdiğine dair pek çok rivayet vardır. Kendilerine değer verdiği için çocukların dostluk ve güvenini kazanması da tabiidir. Onlara yetişkin gibi davranır, bazen şakalaşır, her karşılaştığında selam vererek hal ve hatırlarını sorardı. Hasta olanlara özel olarak geçmiş olsun ziyaretlerinde bulunduğunu biliyoruz. •Katı, acımasız ve sert mizaçlı olan çöl Arapları onun çocuklara gösterdiği sevgi ve merhameti hiçbir zaman anlayamamış, hatta tavırlarını tuhaf karşılamışlardır. 

Hz. Peygamber (sav) tarafından insanlığa sunulmuş olan İslâm mesajının en karakteristik özelliklerinden birisi çocuk, yetim, kadın, köle, fakir gibi toplumun en zayıf, savunmasız, ezilme ve istismara müsait mensuplarının haklarına sahip çıkarak, onları insanca bir ortamda ve güven içerisinde yaşatmak projesidir.

Çocukların bakımı, beslenmesi, tedavisi ve her tür zarurî ihtiyaçları ana-baba tarafından karşılanmalı, eğer yoksa bütün bu sorumlulukları devlet üstlenmelidir. İslâm anlayışına göre çocuğun himayesiz ve sahipsiz bırakılması söz konusu olamaz.

Allah’ın Rasûlü (sav) “Velisi olmayanın velisi benim” sözleriyle toplumdaki kimsesizlere sahip çıkmış, rahmet kanatlarıyla onların üzerine eğilmiştir. (Tirmizî, Cihad 21)

Tarih, Hz. Peygamber’in, söylediklerini bizzat yaşanan bir hayata dönüştürerek insanlara öğrettiğinin en güzel örneklerine şahittir. O, zihinlerdeki cehaleti, taassup ve yerleşik yanlış algıları yıkarak çocuk eğitimi ve çocuklara yaklaşım konusunda bütün dünyaya örnek olmuştur.

Onun kendi öz çocukları ile olan ilişkileri (Hz. Hatice validemizden 6, Hz. Maria validemizden 1), onların vefatlarından duyduğu acı ve döktüğü gözyaşları;

Yaptığı evlilikler dolayısıyla hanesinde yetişen üvey çocuklar ile ilişkileri  (Hatice validemizin 3 çocuğu, Sevde validemizin 6 çocuğu, Ümmü Habibe validemizin çocukları, Ümmü Seleme validemizin 4 çocuğu) ve

Haneye yetiştirilmek üzere dahil olan çocuklar ile ilişkileri (Ali, Zübeyir B. Avvam, (Hz. Haticenin yeğeni), Enes b. Malik, İbn Abbas, Sevban…);

Şehid olan sahabelerin yetim çocukları ile ilişkileriToplum içerisinde çocuklarla ilişkileri

onun nasıl bir anlayış ortaya koyduğunu çok geniş pencere ve örneklerden bizlere sunmaktadır.

HZ. PEYGAMBER VE ÇOCUK DEDİĞİMİZDE;

O, Çocukları severdi.

O, Çocuklara vakit ayırırdı.

O, Çocukları ziyaret ederdi.

O, Çocuklara selam verirdi.

O, Çocuklarla birebir ilgilenirdi.

O, Çocukların oyunlarına katılırdı.

O, Çocuklara sorumluluklar verirdi.

O, Çocukların eğitimine önem verirdi.

O, Çocukların ahlaklı olmalarını isterdi.

O, Çocuklara iyi terbiye verilmesini isterdi.

O, Çocuklara güzel örnek olunmasını isterdi.

O, Çocukları gönülden kucaklar ve şakalaşırdı.

O, Çocukların zayi olmalarına müsaade etmezdi.

O, Çocukların fıtratlarının bozulmamasını isterdi.

O, Çocuklara adaletle muamele edilmesini isterdi.

O, Çocukların erken yaşta ibadete alıştırılmalarını isterdi.

O, Çocukların salih/salihalar olarak yetiştirilmelerini isterdi.

O, Çocuklara şefkat ve merhametle muamele edilmesini isterdi.

O, Çocukların mescitte olmalarına ve oynamalarına müsaade ederdi.

Amr b. Şuayb’ın, babası aracılığı ile dedesinden naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün saygınlığını kabul etmeyen bizden değildir.”

(Tirmizî, Birr, 15)

Written by İdris YAVUZYİĞİT