Edep

Edep,

● Allah’ın rızasına uygun zahiri ahlak ile

● dinimizin gerekli gördüğü,

● aklın da kabul ettiği
hareket ve sözlerin tamamından ibarettir.

(M. Zeki DUMAN, Âdâb-ı Müaşeret ve Görgü Kuralları, 19-21)

Edeb;
• Aklı ikmal eden,

• onu nurlandıran,

• imanı kemale erdiren,

• insanı ruhen geliştirip

• saadet ve selamete kavuşturan
en hayırlı bir sermayedir.

“Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep,
Dediler ilim geride, illa edep illa edep.” der Yunusumuz.

Osmanlı geleneğimizde Medreseye ilk defa başlayan çocuğun dersinin başına hocası üç harflik sihirli kelimeyi yazar (ا د ب) ve eğitim böylece başlar. “Edep kelimesi, (ا د ب) elif, dal ve be harfinden ibarettir. Elif, kişinin eline, de harfi kişinin diline, b harfi de beline sahip olmasına işaret eder.” diyede körpe dimağlara açıklar ilmin ve hayatın nasıl güzelleşeceğini.

Ve bilir ki “Hayâ ile îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!” (Taberânî, Evsat, VIII, 174) diyen peygamberin aziz mirasına sahip çıkmayı.

Sahabe-i kiram, Hz. Peygamber’e “Hayâ dinden midir,” diye sorunca, Peygamberimiz (s.a.v.) “Evet. Hatta o dinin tamamıdır.” buyurmuşlardır. Ardından da Peygamberimiz
“Hayâ, haramlardan sakınmak, diline sahip olmak ve iffetli yaşamaktır.” (Tabaranî, Mu’cemü’l-Kebir, XIX, 29) şeklinde haber vermişlerdir.

Hz. Peygamber Hayayı Şu Şekilde Tanımlamaktadır:
İbni Mesud’un rivayetine göre, Hz. Peygamber, “Allah Teala’dan gerektiği gibi hayâ ediniz” buyurdu.
Biz kendisine, “Ya Rasulallah! Elhamdülillah; haya ediyoruz” dedik.. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu: “O (sizin anladığınız haya) değil! Fakat Allah’tan hakkıyla haya etmek;
Başını ve başında yer alan organları,
Karnını ve karnına bağlı organları koruman,
Ölümü ve çürüyüp yok olmayı hatırında tutman,
Ahireti isteyen dünyanın süsünü bırakır.
Kim bunu yaparsa gerçekten haya etmiş, yani Allah’tan gereği gibi haya etmiş olur.” (Tirmizi, Sıfatü’l-Kıyame)

إِنَّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقًا وَخُلُقُ الإِسْلاَمِ الْحَيَاءُ
Enes (ra) dan rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Her dinin kendine özgü bir ahlakı vardır. İslam’ın ahlakı ise hayadır” (İbn Mace, Zühd, 4321)

أَرْبَعٌ مِنْ سُنَنِ الْمُرْسَلِينَ الْحَيَاءُ وَالتَّعَطُّرُ وَالسِّوَاكُ وَالنِّكَاحُ
Ebu Eyyüb’den (ra) rivayet edilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Dört haslet peygamberlerin özelliklerindendir:
Haya, güzel koku sürme, misvak kullanma ve nikah” (Tirmizi, Nikah, 1101)

Davud et Tai hazretleri yirmi yıl civarında Ebu Hanife’nin yanında bulunmuş bir zattır.
Ebu Hanife’nin özelliklerini zikrederken kalabalıktayken veya yalnızken hiç başını açtığını görmedim.
İstirahat etmek için de ayaklarını uzatmazdı.
Bir gün kendisine “Ey İslam dininin imamı, yalnızken ayaklarınızı uzatsanız ne olur?” Diye sordum.
İmam şöyle cevap verdi: “Allah tealanın huzurunda edeple durmaya dikkat etmek, yalnızken daha çok icab eder”

Written by İdris YAVUZYİĞİT