İSLAMIN KADINA VERDİĞİ DEĞER

Kız doğduğunda babasına cennet kapısı açılır;

Evlendiğinde kocasının Dininin yarısı tamamlanır;

Anne olduğunda cennet ayaklarına serilir…

“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder. Yahut onları, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir. Dilediğini de kısır kılar. O, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.” (Şura 49, 50)

Allah’ın yeryüzüne insan olarak gönderdiği her varlık, varoluş itibarı ile onurlu ve mükemmel yaratılmıştır. Zira yaratan Allah, yaratılan insandır.

Allah Teâlâ insanoğlunu doğarken eşit yaratmış, haklar açısından hiçbir ayrıma tabi tutmamıştır. Fizyolojik ve biyolojik özelliklerini dikkate alarak görev ve sorumluluklar yüklemiştir.

Tarih incelendiğinde görülür ki kadın, haklar bakımından asırlar boyu ihmal edilmiş, horlanmış, en ağır zulüm, baskı ve işkencelere maruz tutulmuştur.

19. yüzyılın ortalarına kadar, gerek Avrupa, gerek Afrika, gerekse Asya’da kadın, hak ve hukuk açısından yoksun bırakılmıştır.

  • Dünyanın her yerinde insan haklarının çiğnendiği,
  • İnsan ve kadın ticaretinin yapıldığı,
  • Kadına hiçbir hakkın tanınmadığı,
  • Her türlü zulüm ve hakaretin reva görüldüğü,
  • Bir meta gibi elden ele satıldığı,
  • Hatta uzun süre “kadının ruhu var mıdır, yok mudur?” Diye tartışmasının yapıldığı bir çağda,

İslâm’ın ve sevgili Peygamberimizin kadın haklarına karşı gösterdiği titizlik, hiç şüphesiz yüce dinimiz İslâm’ın getirdiği yeniliklerdir.

Tarih budur, gerçek budur.

Kur’an-ı Kerimi inceleyen aklıselim sahibi kişiler “Yaratılış İtibarıyla Aynı olduğunu, Peygamber Ve Kur’an’a Muhatap Olmada, Allah Ve Resulünün Hükmüne Boyun Eğmede, İman Ve Amel Bakımından, (İbadet Bakımından Bazı kolaylıklarla Birlikte), Mali İbadetlerde (Zekat, Fitre, Kurban, Hac), İlimde, Çalışma Hayatında, Yönetimde, Emri Bil Ma’ruf Nehyi Anil Münker’de, Suç ve cezada, evlenme ve yuva kurmada, Cennet’e Talip Olmada” kadın erkek arasında hiçbir ayrımın söz konusu olmadığını görmektedirler.

“Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” (tevbe 71)

Ebu Hureyreden: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Allah’ım! Ben şu iki zayıfın hakkının çiğnenmesinden cidden sakındırırım: Yetim ve kadın.” (İbn Mace, Edep, 6, II, 1213)buyurarak kadınlar hakkında titiz davranmamız gerektiğini, haklarına en hassas şekilde riayet etmemiz gerektiğini bizlere hatırlatmaktadır.

Yine efendimizin gözüyle kadınlar, Kristal olarak görülmüş, kız çocuklarını koruyup gözeten, onlarla ilgili sıkıntıyla karşılaşıp sabreden, haklarına riayet eden ebeveynlerin cennete gireceğini bizlere haber verilmiştir.

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yan yana bulunacağız” buyurdu ve parmaklarını bitiştirdi. (Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 269)

“Kimin bir kız çocuğu olur da onu diri diri gömmezse, onu aşağılamazsa ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse Allah onu cennete sokar.” (İmam Ahmed, Müsned)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam gelir ve “Ey Allah’ın Rasulü! Kime iyilik ve hürmette bulunayım?” der.

Rasulüllah (s.a.v.): “Annene” buyurur.

Adam, “Sonra kime?” der. “Annene” buyurur.

Adam, “Sonra kime?” der. “Annene” buyurur.

Adam, “Sonra kime?” der. “Babana” buyurur. (Buhari ve Müslim)

Başka bir seferinde efendimiz

 “Cennet annelerin ayakları altındadır.” (Nesai, Cihad, 6.) buyurarak annelik ve kadınlık onuruna verdiği değeri göstermiştir.

Peygamberimiz, “Kadınlarınıza eziyet et­meyin! Onlar, Allah’ın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, i­yilik edin” buyurarak emanetlere sahip çıkmamız gerektiğini, onurlarını korumamızı bizlere bildirmiştir.

Sözlerimizi bitirirken İbn Ömer (ra) bizlere şöyle sesleniyor ve dikkatimizi bir noktaya topluyor: 

“Biz Peygamber (sav) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla hanımlarımıza karşı söz söylemekten ve istediğimiz gibi davranmaktan çekinirdik. Ancak Peygamber (sav) Efendimiz vefat edince hanımlarımıza istediğimiz gibi söz söylemeye ve rahat davranmaya başladık.” (Buhari, Nikah, 81)

Selam ve Dua İle

İdris YAVUZYİĞİT

Written by İdris YAVUZYİĞİT