HZ. PEYGAMBER, TEVHİD VE VAHDET GELİN BİRLİK OLALIM

Öncelikle bizleri yoktan var eden ve kul olma şerefini bahşeden Allah’a ham ediyor, bu gün doğumunun 1445. yılını kutlamakta olduğumuz rahmet peygamberini en kalbi muhabbetle anıyor, O’na salat ve selam ediyorum.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgililer Sevgilisi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) salat ve selam olsun. Zira Allah Teala Kuran-ı Keriminde bizlere bu hususu şu şekilde öğretmektedir:

Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” (Ahzâb 56) Buyurun, bizlerde hep birlikte peygamber efendimize salât ve selam edelim.

“Essalâtü vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh”

“Essalâtü vesselâmu aleyke Yâ habîbellah”

“Essalâtü vesselâmu aleyke Yâ seyyidel evveline vel ahirin”

İslam Dünyası Olarak 14-20 Nisan tarihleri arasını “Kutludoğum Haftası” olarak kutlamaktayız. Diyanet İşleri Başkanlığımızın 1989 yılında “Hz. Peygamber’i Anmaktan-Anlamaya” şiarıyla başlattığı Kutlu Doğum Haftası, milletimizin kalbinde var olan Peygamber sevgisini harekete geçirmiş ve bütün vatandaşlarımız arasında bir bilgi ve irfan ziyafetine, bir kardeşlik şölenine, bir manevi yenilenme haftasına dönüşmüştür.

 “Muhammed bir beşerdir. Fakat o, diğer insanlar gibi değildir. O, taşlar arasında yakut gibidir.”

Allah Resulü, Medine şehrinde vahyin aydınlığında örnek hayatı, ahlak ve maneviyatıyla, insani ilişkileriyle; doğruluk, dürüstlük, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve kaynaşma gibi değerler etrafında bütün müminlerin gönlünü fethederek yeni bir medeniyet kurmuştur. Böyle bir medeniyetin evlatları gökteki yıldızlar gibi insanlığı aydınlatmış ve halen aydınlatmaya devam ediyor:

  • Ebubekir’de sıdkın, Miraç sonrası iman safiyetinin ve sadakatle teslim olmanın ne olduğunu, rızaya ermek için elde olanı hesapsız vermenin değerini bulduk.
  • Hz. Ömer’de öldürmeye gelirken İslamda yeniden dirilmenin ve şereflenmenin esasını, adaletin, kurana bağlılığın, sabrın nasıl olması gerektiğini, “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinin hayat bulduğuna şahit olduk.
  • Hz. Osman’da iffet ve hayânın nasıl hayat bulduğunu, meleklerin imrendiği bir sahabi, erdem ve olgunluğunu, kurana adanmış bir ömrün kuran başında sonlandığını öğrendik.
  • Hz. Alide yiğitliğin, mertliğin, ilim ehlinin irfan ve faziletini, İslam sancaktarlığının nasıl temsil edilmesi gerektiğini bizlere öğretiyor.
  • Gençliğin bütün arzu ve isteklerine karşılık Allah ve Resulünün sevgisiyle yanan bir yüreğin yollara düşerek Öğretmenliğin kutsallığını Hz. Musab bizlere öğretiyor.
  • Yolunda en sevdiği varlık olan canını seve seve feda edebilme olgunluk ve erdemini, imanın zafere ulaştığını ve sonsuz nimetlere erişildiğini Hz. Sümeyye’de gördük.

GELİN MEDİNEDE OLUŞUP DÜNYAYA MEDENİYET ÖĞRETEN YILDIZLAR TOPLULUĞU TOPLUMUNU YENİDEN OLUŞTURALIM

Bir ve tek olan, eşi ve benzeri olmayan, her şeye güç ve kudreti olan Allah’a inanmış ve kul olmuş,  aynı dine inanmış, aynı kıbleye/Kabe’ye yönelmiş, aynı peygambere/ Hz. Muhammed Mustafa’ya ümmet olmuş aynı kitabı/Kur’an-ı kerimi kutsal olarak kabul etmiş, aynı ahirete inanmış, aynı hedefe doğru giden biz Müslümanların birbirimizden ayrılması asla düşünülemez.

Kur’an-ı Kerim, 1400 yıldır var. Ancak Müslümanlar arasında ne vahdet var ne tevhid. Zira Sahabe-i Kiram

  • Kur’an’ı bilgi edinmek, genel kültürlerini arttırmak için değil ‘yaşamak için’ okudular.
  • Onlar, İslam’ı din olarak seçtiler ve cahiliyenin kalıntılarını ve pisliklerini arkalarında bıraktılar.
  • Onlar, Medine’de eşi benzeri görülmeyen Kardeşlik uygulamasını başlattılar. “ben” anlayışından “Biz” topluluğuna ulaştılar.
  • Onlar, Nefislerinin arzuladıklarını, dünyevi isteklerini, her türlü görüş, anlayış, hurafe gibi Tevhide aykırı davranışları Kur’an’la değiştirdiler.
  • Onlar, en çok sevdikleri canlarından Kur’an uğrunda vaz geçtiler.
  • Onlar “kitabına uydursak yerine kitaba uymak” anlayışıyla hareket ederek medenileştiler.

Hepimiz Hz. Adem’in çocuklarıyız, aynı gemideyiz, binanın yapı taşları gibiyiz, tek vucut olmalıyız, birbirimizi sevmeliyiz, birbirimize karşı merhametli olmalıyız, kendimiz için istediğimizi kardeşlerimiz için de istemeliyiz.

Müslümanların bugün küfrün karşısında tek ses, hainin karşısında tek yürek, zalimin karşısında yekvücut olabilmesi, her şeyden önce mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, coğrafyasını ve ideolojisini değil, İslam’ın tevhid ve vahdet anlayışını esas almasıyla mümkün olabilecektir.

İnsanlığı Diriltmek için, İnsanlığı Yaşatmak için, İnsanlığı Yüceltmek için “Gelin birlik olalım”

Selam ve dua ile

İdris YAVUZYİĞİT

Written by İdris YAVUZYİĞİT