“ÇANAKKALE RUHU”

18 Mart Çanakkale Zaferinin 101. yıldönümü idrak etmeye çalıştığımız şu günlerde şehitlerimizi rahmetle anıyor gazilerimize saygılar sunuyoruz.

“Ölürsem şehit, kalırsam Gazi”  düsturuyla bu necip millet canını dişine takmış, etten ve kemikten kale kurmak suretiyle Çanakkale geçilmez dedirtmiş ve adını tarihe altın harflerle kazıtmıştır.

Vatan olmaksızın millet, millet olmaksızın da devlet olamaz. Bir milletin varlığı, vatanın varlığına, aynı zamanda hür ve bağımsız olmasına bağlıdır.

Bu cennet Vatanın birer evlatları olarak bizler vatanımızı korumak, vatanımıza namahrem eli değmemesi için gayret etmekle mükellefiz.

Evet, vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan değildir. Vatan, uğruna şehitlerin kan akıttıkları toprak parçasıdır.

Bugün sahip olduğumuz bu cennet vatan, kahraman atalarımızın her karışını kanları ile sulayarak bize emanet ettikleri topraklardır.

Vatanı Korumak Dinimizin Emridir. Ünlü şâir Mithat Cemal KUNTAY, bu gerçeği şöyle dile getirir.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa; Vatandır.

Dünyada, namus ve şerefimizi koruyarak huzur ve güven içinde yaşamak, ancak bağımsız bir vatana sahip olmakla mümkündür.

Dini görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz de yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple Yüce dinimiz vatanın korunmasına büyük önem vermiş, vatan sevgisini imandan saymıştır.

İslam Dini, hiçbir insanın ezilmesine ve baskı altına alınmasına izin vermez. Düşmanlara karşı çarpışmayı emretmesi de, tamamıyla temel hak ve hürriyetlere saldırıyı ortadan kaldırmayı, adaleti ve hakkaniyeti yeniden kurmayı hedeflemesindendir.

“Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah, aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara 2/190) buyurmak suretiyle savaşında bir ahlakı olması gerektiğini bizlere bildirmiş ve aşırılıkları kesinlikle yasaklamıştır.

Çocuklara, Kadınlara, Yaşlılara, eli silah tutmayanlara, aman dileyenlere ve Din adamlarına saldırıyı ve onları elleri silahlı olmadıkça öldürmemeyi emretmiştir.

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfâl 60) ayetiyle Müslümanların her daim uyanık ve hazırlıklı olmalarını; Top, tüfek, tank,  cephane, uçak, gemi, yol, asker, kışla, depo, yiyecek, içecek, bilgi, fen, kültür, sanat, medeniyet, ekonomi, insan gücü gibi, maddi ve manevi her şeyiyle “kuvvet”li olmasını bizlere bildirmektedir.

Yeryüzünde şerefli bir millet olarak yaşayabilmek için bütün bunları tam ve eksiksiz bir şekilde hazırlamaya mecburuz.

Alman Profesör Neumark Ülkemiz ve milletimiz için önemli bir noktayı bizlere hatırlatıyor:

 “-Çok samimi itiraf edeyim ki, Avrupalılar, Türkleri sevmez. Kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Çünkü sizlerin en az 400 sene sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz. Selçuklu ve bilhassa Osmanlı İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler İslamiyet belki bu gün sadece Hicaz da varlığını devam ettirirdi…  Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa bugün ki tarihlerin yeniden yazılması gerekir. Ve sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Bu bakımdan sizi silah ile yenemeyenler, sizleri, kendilerine benzeterek hakimiyet kurmaya çalışıyorlar…”

Bu vatan nice şehit kanlarıyla sulanarak, Nice analar evlatsız, nice bebeler babasız kalarak şu gök kubbe altında bize emanet bırakılmıştır.

Medeniyetimizin ve geleceğimizin göstergesi, vatan toprağımızın her karışının paha biçilmez değerinin ifadesi, iman ve vatan uğruna can veren şühedanın şehitlik beratı, milleti millet yapan değerler cümlesi olan İstiklal Marşımızda Akif’in deyimiyle ifade edersek:

            Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!

            Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

            Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.

            Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Çanakkale Savaşı Milletimizin var olma savaşı, Bütün dünyada yankılanan “Çanakkale Geçilmez” haykırışının destanlaştığı, Ecdadımızın canıyla emanet bıraktığı, Bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü, İbretlik tabloların perdesiz sahnelendiği, 250 bin neferin toprağın anlıyla buluştuğu yerdir.

  • Çanakkale; Müslüman savaşçıların tarihe ahlak dersi verdiği yerdir.
  • Erdemli olmanın ne anlama geldiğini tarihe silinmez harflerle yazan bir ordunun destanıdır.
  • Allah yolunda, din, iman, millet, vatan, bayrak, hak, adalet uğrunda savaşırken, izzet ve şerefini korurken, erdem ve faziletini de ayakta tutan kahramanların destanıdır.
  • Çanakkale, alçakça ve insafsızca yurdumuza saldıran zalimlerin rezil, zelil; milletimizin ise aziz olduğu bir savaş meydanıdır.
  • Yorgun ve bitkin bir milletin, paylaşılmış yurdunu istiklale kavuşturan bir zaferdir.

Çanakkale’den dersler çıkarmaya mecburuz.

  1. Hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemeliyiz.
  2. Ecdâdımız, birlik ve beraberlik içinde tek yumruk olarak bu zaferi kazanmışlardır.   Bu gün için bizler milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışanlara fırsat vermemeliyiz.
  3. Savaşta silahlar önemlidir, komutanlar önemlidir; ama daha da önemli olan maneviyattır, ruhtur!
  4. Çanakkale savaşlarında iyi yetişmiş genç bir nesli kaybettik. Şimdi ise gençliğimiz zararlı alışkanlıkların ve maneviyatsızlığın tehdidi altındadır. Buna fırsat tanımamalıyız.
  5. Ecdâdımızın Çanakkale’de düşmana gösterdiği insanlık ve hoşgörüyü, bizler şu ân birbirimize gösterebilmeliyiz.
  6. Çanakkale Destanını yeni nesillere aktarabilmeliyiz.

Unutmayalım ki; Tarihi büyük düşünenler yazar. Geçmişini tanımayan, milli ve manevi değerleriyle yetişmeyen gençlerle tarih yazılmaz.

Selam ve dua ile

İdris YAVUZYİĞİT

Written by İdris YAVUZYİĞİT